Tren ve Metro Raylarında Neden Taş Parçaları Var?

Geçen bi dolmuşa bindim. Ön camında 3 derece miyopların bile görebileceği şekilde “Üzerime gelmeyin, ben zaten dolmuşum.” yazıyordu. Bu yazıyı okuduktan sonra içimden sessizce bence dünyayı dolmuşçular yönetsin dedim. Sonra öğrenci ücreti verip kenara bir yerlere geçtim ve düşünce buhranı sonrasında İzmir’in ulaşımda bel kemiği olan metrosuna adım attım.

İzmir benim için yeni tanışılan ama ilişkinin adı koyulmayan bir şehir gibi. Hani arkadaş deseniz arkadaş değil, sevgili deseniz sevgili değil. Haa arabama ne mi oldu? Yaklaşık olarak 3 hafta kadar önce İstanbul – İzmir yolcuğum sırasında dengesiz arkadaşın biri kırmızı ışıkta bayağı süratli şekilde geçerek bana önden çatlattı. O gün bugündür de yaya traveller zombi modunda ortalıkta dolanıyorum.

Geçen, yine yorgun argın metronun raylarına bakarken belki bu güne kadar hiç aklıma gelmeyen ancak sürekli gözümün önünde duran bir şey dikkatimi çekti. Ulan dedim kendi kendime, bu adamlar neden rayların orasına burasına taş döküp duruyor? Her yerde bunu yaptıklarına göre sadece fotoğraflar güzel çıksın diye yapmış olamazlar. Bunun bir numarası olmalı ama ne?

Ufak bir araştırma sonrasında, işin aslında öyle fotojenik olmakla filan alakasının hiiiiçte olmadığını ve bu taşların olmadan ne metronun ne de trenlerin olmayacağını anlamış bulundum. Önce sürçü lisan ettiğimiz yeri düzeltelim. Ecnebiler bu taşlara “daş” değil ballast adını veriyorlarmış.

Bu taşlar sayesinde raylar zemine tam bir şekilde tutunuyor ve ağırlığın eşit olarak zemine yayılıyormuş. Zaten düşününce de bu olay gerçekten çok mantıklı amk. Hatta bu acımasız gerçeği öğrenince böyle basit bir şeyi nasıl akıl edemedim diye kendime bile çıkıştım ancak sonradan öğrendim ki yalnız değilmişim. Ballast’ın kullanılmasının geçmişi şunun şurasında 200 seneye dayanıyormuş. Koca koca mühendisler bile akıl edememiş varsın ben de yanılmış olayım ne olacak?

Peki, bu sistem olmasa ne olacaktı? Örneğin, rayların doğrudan zemine yerleştirildiğini düşünün. Bu durumda en ufak bir yağmurda toz topalak olacak zemin fazlasıyla yumuşayacaktı. Bunun üzerine binlerce tonajlık tren vagonları bu rayların üzerinden geçtiğinde ya dengesizlik oluşacak ya da raylar yumuşak toprağın içine gömülecekti.

Yani, bu ballast denilen taşlarının kullanılması hem güvenlik, hem konfor hem de sistemin tastamam çalışması için bulunmaz bir hint kumaşı diyebiliriz. Artık raylara boş boş gözlerle bakarken taşların aslında sadece taş olmadığını ve çok faydalı abiler olduğunu hatırlayabilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları ve yorumuma verilen cevapları e-postayla bana bildir.

Neredeyse 2 dakikadır buradasın 👏

Okudukların ilgini çekti mi?

E-posta bültenime katıl, ilgini çekecek daha çok içeriği seninle paylaşayım!