Sherlock Holmes - İstanbul’dan Gelmeyen Mektup - Gökhan Tosun - Burak Göç

Sherlock Holmes İstanbul'dan Gelmeyen Mektup Kitap
Bak Bu Tutar!Okuduklarım

Sherlock Holmes – İstanbul’dan Gelmeyen Mektup – Gökhan Tosun

Çıkarım Yapma Sanatı ve Sherlock Holmes karakterinin kaşifi Sir Arthur Conan Doyle olmasına rağmen bazen yetenekli yazarlar “Olm, ben bunun daha iyisini yaparım lan!” diyerek kalemi eline almış ve ölümsüz karakterin kireç tutmuş özelliklerini kullanarak farklı hikayeler/kitaplar yazmıştır. Ve hatta Peyami Safa gibi gazını alamayan kişiler, Sherlock Holmes’un yerli şubesini açma girişimleriyle Kartal İhsan gibi karakterler yaratmıştır. (Kartal İhsan’ı ilkokulda okumama rağmen Peyami Safa’nın gayet başarılı bir iş çıkardığını hatırlıyorum. İnşallah hafızam beni yanıltmıyordur dinimiz amin)

Meslektaşım olduğunu bildiğim Gökhan Tosun hiç üşenmeyip, koca Sherlock Holmes’ü İstanbul’a getirerek çok da kolay olmayan bir işi başarmış. Sherlock Holmes’ü zamanın padişahıyla konuşturmuş, Türk kahvesi içirmiş ve çok da ileri gitmeyerek kendisini hamamdaki göbek taşına yatırmadan Londra’ya geri dönermiştir. Meraklandınız mı? İşte, günahıyla sevabıyla, Gökhan Tosun’un Sherlock Holmes – İstanbuldan Gelmeyen Mektup kitabı hakkında notlarım:

Sherlock Holmes – İstanbuldan Gelmeyen Mektup Kitabı

Suyun kaldırma kuvveti varsa Sherlock Holmes’ün satma gücü var. En nihayetinde Sherlock Holmes’ün hikayelerinden oluşturulan kitaplar, kutsal kitaplardan sonra en çok okunan kitaplar olmayı başarıyor. Gökhan da, biraz suyun kaldırma kuvvetini bulan Arşimet, biraz da Arthur Doyle’dan yola çıkarak, başarılı bir çıkış yapmak istemiş.

Baker Sokağı NO: 221 B’de başlayan hikayemiz, Sherlock Holmes’ün apar topar bir mevzunun peşine düşmesi ve soluğu İstanbul’da almalarıyla alevleniyor. Benim bildiğim kadarıyla da, Sherlock Holmes bu vesileyle ilk kez yerli bir yazar tarafından İstanbul’a sürüklenmiş oluyor. Dönemin padişahı II. Abdülhamid, namı diğer Kızıl Sultan’a da kitabın bir kısmında rastlayıp, Sherlock Holmes ile tanışmalarına tanık oluyoruz.

Sherlock Holmes – İstanbul’dan Gelmeyen Mektup Kitap Yorumu

Gökhan Tosun’cuğum kitabı öyle name name işlemiş ki, elinizdeki kitabın Sir Arthur Conan Doyle’ün kaleminden çıkmadığına inanmak güç. Her şey annenizin odanızı temizledikten sonraki atmosferine benziyor.

Kusursuz bir düstur-u nizam (ooooh ölmeden şu kelimeyi de kullandım da kurtuldum) , her şey tam olması gerektiği şekilde ve olması gerektiği yerde duruyor. SH’nin karakterini çok iyi tahlil etmiş olduğunda inandığım Gökhan, SH’nin ağzından çıkanlar konuşmalarda da başarılı. Sözcüklerin hiçbirini okur olarak yadırgamıyor, “Yok canım, bunu Sherlock Holmes söylemiş olamaz,” gibi bir moda sürüklenmiyorsunuz. Yani gerek dil, gerek hikaye, gerek diğer açılardan kitap filmi çekilse izlenir ayarda olmuş.

Sherlock Holmes – İstanbul’dan Gelmeyen Mektup: Elleme, Elleşme ve Elleştirme

Baştan aşağıya bir günde bitirebileceğiniz bir kitap olan Sherlock Holmes İstanbul’dan Gelmeyen Mektup kitabı, 158 sayfadan oluşuyor. Harika bir öykü olmasına rağmen hikayenin bazı bölümlerinde ufak tefek bayağılıklara kendini göstermiyor desem yalan olur. Ancak bu bayağılıklar sadece kitabı bitirdikten sonra hatrınıza düşüyor. Zaten böyle bir kitapta kafa karıştırıcı oyunlar hedef değiştirmek için kurgunun ayrılmaz bir bütünüdür. Yine de gerek ibn*lik olması, gerek bu bölümde b*k atacak bir şey bulmak adına bunu yaparım yani. Siz bana çok da şeapmayın.

Hikaye müthiş orijinal ve inanılmaz sürükleyici fakat belki biraz daha uzun olsaydı daha müthiş bir kitap olabilirdi. Bu haliyle de piyasadaki serbest meslek Sherlock Holmes kitaplarının karşısında (Bkz: Sherlock Gibi Düşünmek) hem sendikalı hem de Harran’lı bir kitap olduğu aşikar. Kitabın arka kapağıysa şimdiye kadar aradığımı bana veren en başarılı kitaplardan biri oldu. Satın almadan önce kapağını okumanız olaya bağlanmanız için yeterli olacaktır.

Kitaptan arakladığım sözler:

“Aşık olduğunu düşünüp de mantıklı bir harekette bulunan kimseye denk gelmedim henüz.”

“Genel kültür denen şey, cehaleti gizlemek için uydurulmuş bir kavramdır sadece.”

Dip not: Instagram’dan Gökhan’ı takip ettim ama beni geri takip etmemiş, onu ayrıca şunu da söylemek isterim ki benim dayımlar hep mafya.


Yorumun mu Vardı? Buradan Alayım;

Bölüyorum ama... 🙂

Neredeyse 2 dakikadır buradasın. Facebook sayfama bir Like atarak bana destek olabilirsin. Teşekkürler! 👏👇