Tamamen Kişisel

Ofiste Evcil Hayvan Beslenir mi?

Yaklaşık bir ay kadar önce sizin de bildiğiniz üzere ofiste çalışmaya resmen başladım. (Freelancer’dan Ofise, Artıları ve Eksileriyle Normal İşçi Olmak) Bu dolambaçlı yaşantının insana kattığı çok şey var. Ofiste çalışma süreci içerisinde en önemli deneyimlerden biri evcil hayvanların ofiste beslenmesi konusunda oldu. Bizim ofisin etrafında yavru kedi bolluğu vardı. Fakat şehir hayatındaki insanların acımasız ve dikkatsiz oluşu nedeniyle kısa süre içerisinde yavruların hepsi birer birer hayata veda etti.

Yavru kedilerin bazıları kamyon altında ezildi, bazıları kargonun tekerleklerine pas pas oldu. Çalışma arkadaşım ve ortağımla ben duruma daha fazla katlanamayınca, iyisi mi şu hayvanlardan birini yanımıza alalım dedik. Hem bir yavrunun lastik altında zımpara olmasına engel olacaktık hem de ona sunabildiğimiz kadarıyla iyi bir hayat sunmaya çalışacaktık. Aldıkta, muayeneleri yapıldı, pire tasmaları alındı, kumu küreği her şeyi hazırlandı ve kedimiz ilk defa ofisin içerisinde “Miyav” dedi.

İlk gün kedinin heyecanıyla işlerin zaten yarısını salladık denebilir. Daha sonraki günlerde de durumun böyle olması ve kedinin henüz çok küçük olup, ilgi istemesi üzerine verdiğimiz karar odur ki, ofiste evcil hayvan beslenemez oldu. İlla beslenmez demiyorum, elbette deneyebilirsiniz fakat bu süreç kısa vadede hem hayvana hem de size eziyet olmaya başlıyor.

Kedinin küçük olması nedeniyle ilgilenilecek çok şeyi, bizimse çok az zamanımız vardı. Tam olarak onunla oyun oynayamıyor, doyuramıyor ve en kötüsü de geceleri ofiste tek başına bırakmak zorunda kalıyorduk. Haliyle bizler oraya iş güç için giden insanlarız. Zaten trafik filan derken günümüzün yarısı kaynıyor. Bunun üzerine kedinin bakımları da gelince, iş performansımızda hissedilir seviyede düşüş gördük. Yaklaşık olarak bir haftalık süreç içerisinde net şekilde kanaat getirdik ve kedinin başka bir yerde olması gerektiği fikrini tastikledik.

Güngören’den Tekirdağ’a Süren Kedi Yolculuğu

Kendi aramızda istişare ettik, kediye ofis içerisinde bakamayacağımız kesindi. Zira hem bize rahat vermiyor hem de bakımları hayli aksatılıyordu. Tekradan sokağa bırakamazdık, zaten onu oradan ve ölmekten kurtarmak için almıştık. Barınak fikrine arkadaşım sıcak yaklaşıyordu ama ben barınak fikrinin sokağa bırakmakla aynı olduğunu düşünüyordum. Sonuç olarak aldığımız ortak kararla kediyi Tekirdağ’da oturan kız arkadaşıma götürmeye karar verdim.

Kediyle süren 2 saatlik yolculuk şimdiye kadar gerçekleştirdiğim en çetin İstanbul – Tekirdağ  yolculuklarından biriydi. Kedi onun için hazırladığım yerde durmuyor, ben ona hayır diye bağırıyordum ve en önemlisi trafikteki diğer insanlar benim deli olduğumu düşünerek “Kimle konuşuyor lan bu manyak” diye arabanın içindeki bir çift diğer gözü arıyordu 😀

Sonuç olarak bizim gibi iki dijitalcinin elinden kurtulan kedi, şefkatli ve yumuk yumuk bir insanın kucağında huzuru buldu. Şuan nasıl mı? Keyfi oldukça yerinde hatta artık ismi bile var; Nunu. Kız arkadaşımın akıllı cihazındaki kedisinin adıydı kendisi, şimdiyse artık Nunu gerçek bir kedi.

5 Yorum “Ofiste Evcil Hayvan Beslenir mi?

  1. Yarindun Yanıtla

    İçtenliğiniz ve samimiyetiniz tebrik etmeye değer. Yazıyı okurken bir an yavrucak için üzüldüm ama doğru olanı yaptığınız konusunda hem fikirim ve sonunda da daha mutlu mesut olacağı yerde yerini bulmuş minik yavru 🙂 karışmak gibi olmasın, zaten araştırmışsınizdir ama pire tasması yerine dış parazit uygulamasını(damla seklinde kedinin ensesine dokulur ve kedinin her yerinde etkilidir.) tercih edebilirsiniz; daha etkilidir ve yavruda rahat eder.

    Bir de bir anımı anlatayım, yazının başlığını gördüğümde aklıma ilk o anım geldi 😀 Bir gün kahvecide oturuyorum ve nisanlımı bekliyorum. Sabah çok erken bir saat kahveci yeni açılıyor. Kahvecinin arka tarafında da bir kedi ailesi yaşıyormuş anlaşılan, kedi yavrusunun teki çıkmış masaya yatmış. Yoldan geçen bir adam yavruyu sevmek için durdu. Orta boylu, orta yaşlı, esmer, hafif tıknaz bir beyfendiydi. Adam kediyi severken ben de adama gulumsedim. Adam da belli ki sosyal biri “ne kadar güzeller degil mi?” Diyerek benle sohbet açtı. Ben de “guzeller tabi, masumlar, hiç bir zararları yok. Benim de iki tane kedim var” dedim. Adamın cevabına bir sürürü evcil hayvan hikayesi olan ben bile şaşırdım doğrusu. Adam, “benim iki kedim var” sözüne karşılık “benim ofiste 16 tane var.” Dedi. O an gülemedim de tabi “aaa ne kadar güzel herkes keske sizin gibi olsa” dedim. Adamla kediler ile ilgili konuşmamız bir süre devam etti 😀 🙂 Merak edenler için; adam avukatmış.

    Not: sonrasında personel geldi ve kediyi masadan nazikce kaldırarak masayı iyice temizledi.

    1. Burak Göç Yazar Yanıtla

      Anınız en az benim ki kadar güzelmiş 🙂 Kız arkadaşım bahsettiğiniz müdahaleyi veterinerde yaptırmış. 16 Tane ofiste kedi besleyen arkadaşla gerçekten tanışmak isterdim o nasıl bir sabır öyle 😀 Bizi bir tane yavru kedi bile bütün ofiste darmaduman etti. Sağımızı solumuzu şaşırdık, işi gücü unuttuk.

        1. Burak Göç Yazar Yanıtla

          Gerçekten tebrik etmek lazım arkadaşı bi’ an öyle hayal edip gözümün önüne getirmeye çalışıyorum ofiste 16 tane daha bu yavrudan olsa ben fıttırırdım herhalde. 😀

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları ve yorumuma verilen cevapları e-postayla bana bildir.

Neredeyse 2 dakikadır buradasın 👏

Okudukların ilgini çekti mi?

E-posta bültenime katıl, ilgini çekecek daha çok içeriği seninle paylaşayım!