İş Güç

Metin Yazarının 1 İş Günü Nasıl Geçiyor?

İyi yazmak için her sabah yatağımı toplamam gerektiğini 6. yılımda öğrendim.

Bu; sizinle paylaşmak istediğim ufak bir sır. Çarşafı davul gibi yatağa germem, yorganı rulo şeklinde katlamam gerekiyor. Yastığımı sonraki cümleyi bekleyen noktalı virgül gibi bırakmalıyım.

Çok şanlısınız! Benim 6 yılda öğrendiğimi, siz birkaç cümlede öğreneceksiniz… Ama durun! Önce bu sırrı hak ettiğinizi ispatlamalısınız.


Gün 09.00’da, elektrikli postacımın getirdiklerine dalmakla başlıyor.

Tesadüfe bakın! İlkokulda bağlaçlar dersini kaçıran herkes yazdıklarım için -bugün de- zeka seviyemi eleştirmiş. Biri, Allah’tan kesirli sayılar oranınca belamı vermesini dilemiş. Biliyor musunuz, bunu yaparken dahi anlamındaki -de hiç birinin umrunda olmamış.

Ayıp yani…

Maillerimi okudum. Anımsatıcılar listemden Eisenhower matrisimi oluşturdum.

Eisenhower matrisi, ABD’nin 34. başkanı Dwight Eisenhower’un “işler boka sarıyor, bu kadar işe nasıl yetişeceğim?” isyanını bitirmek için geliştirdiği, 4 parçadan oluşan zaman yönetimi matrisidir.

Telefonu sessize almış mıydık? Harika! Artık güne başlamak için hazırız.

Meslektaşlarım ve patronlarımın istekleri genelde çok basittir. Sadece:

  • Trend bir olayı
  • İçerik takvimindeki yeni içeriği
  • Reklam kampanyası metinlerini
  • Görsel kurgularını
  • Hassas -laf sokulması gereken- mailleri
  • Sosyal medya içeriklerini
  • Web sitesi veya uygulamada kullanılacak bir ifadeyi

yazmamı isterler.

Olur ya, bunların dışında ama yazının icadı kapsamında bir şey lazım olursa adres bellidir. Kapıdan sonraki ilk solda; Burak Göç’ün masası!

(Flu yeraltı içerik dünyasının Zargana Bünyamin lakaplı bir başka yazarın masası benimkinin yanındadır.)

Yazmak hiç de abartıldığı gibi zor değildir. Yazmanın ne kadar kolay olduğunu yıllar önce Ernest Hemingway’in tavsiyesiyle öğrendim:

Yazı yazmakta bir şey yok. Tek yapmanız gereken bir daktilonun başına geçip kanamaya başlamak. – Ernest Hemingway

Peki, kanamaya hazır mısınız?


Metin yazarları garson değildir ama; edebiyatçılara da benzemezler. Edebiyatçılar gibi eşarp takabilir, tüvit ceket giyebilir ve pastel renkli kombinlerinizle işe gelebilirsiniz. Ama ofiste tüm gün ilham beklerseniz -gayet edebi bir dille- kovulursunuz.

Garsonların işi budur: Beklerler. Yazarların işi budur: Yazarlar.

İnsanız ve hepimizin ruhunda Susurluk Ayranı duygular çalkalanıyor. Küresel ısınma ve pandaların üreme sorunlarını saymıyorum bile! Tüm pratik dertleriniz bir yana, üretmek zorundasınız. O gün yapabileceğinizin en iyisini ummalı ve parmaklarınızı klavyenin üstüne koymalısınız.

Yazmak, yazmakla bitmez. Yazdınız ama şimdi okumanız, sadeleştirmeniz gerek. Azteklerden beri gökler ve -sıkı- okurlar kurban istiyorlar. Onlara istediğini vermek istemiyorsanız sıkı çalışmalısınız.

Taslak düzenlemeyi şöyle tarif edebilirim: Aynı anda katil, kurban ve dedektif olduğunuz filmde rol almaya benzer. Kendinize karşı işlediğiniz cinayette, kendinizi enselemelisiniz.

Arası bozuk ve tripli cümlelerinizi, imla hatalarınızı, ayrı gayrı düşmüş paragraflarınızı, bi’ lokmada yutulan harf hatalarınızı bulmalısınız. Ne kadar çok enselerseniz o kadar iyi; yoksa başka birileri sizin için enseleyecektir.

Lafı açılmışken: Yazdığınızı sesli okumanız -ses hatalarını bulmanız için- şarttır. Sesli okuduktan sonra, nesir ahengini düzenlemeniz ve tekrar okumanız gerekiyor. İşkembeden söylendiği düşünülen “Ancak iyi bir okur iyi bir yazar olabilir.” önermesinin kaynağı budur.


Hatırlar mısınız, yazmakla bitmeyen tek şey yazmaktır, demiştim. Abartmıyorum. Metin yazarları, finiş çizgisinin siyah beyaz illüzyonuna alışkındır. Tam bitişe geldim dersiniz, yeni revizeyle finiş çizgisi karşı köye taşınır. Yazdığınızı yayına hazır etmeden de evinize gidemezsiniz, bilin istedim.

Uygun görselleri bulmalı, boyutlandırmalı ve içeriğinizi süslemelisiniz. Şey… Yayınladığınızda da iş bitmeyecek. Bunu sosyal medyada ve başka nelerde servis edebileceğinizi düşünmelisiniz.

Yazdığınız gibi yazdığınızı pazarlamayı bilmelisiniz. Yorumları denetlemeli, sayfanın arama motorlarındaki performansını izlemeli, kullanıcıların sayfanın neresine kadar indiğini her gün incelemelisiniz.

Kısacası, içeriği hazırlamak kadar içeriğin performansından da sorumlusunuz. Ancak bu şekilde içeriğinizi çok insan okur ve siz de faturalarınızı ödeyebilirsiniz.

Size hakaret eden onlarca müşteri, ondalık dilimlerle bela okumayı alışkanlık edinen okurlar, müşterilerinizin bitmeyen revize taleplerine rağmen iş gününüzü tamamladınız. Yarın aynı günü -sıçıp batırmadan- yine tekrarlamalısınız.


Neyse ki iyi yazmanın sırrını sizinle paylaşmıştım: Sabah kalkar kalkmaz yatağınızı hazırlamalısınız! Çünkü; iyi bir gün buna bağlıdır.

Bazı günler her şey ters gider.

Afakanlı okur sayısı dolardan hızlı artar, müşterilerinizle aranız açılır. Günü çeyreğini bitiremediğiniz yarım taslakla bitirirsiniz. Yolda gelirken aracınızın lastiği patlayabilir, WhatsApp’dan “Bence artık konuşmayalım-görüşmeyelim” temalı -üzücü- mesajlar alabilirsiniz.

Merak etmeyin!

Gününüz rezalet geçtiğinde kendinize şunu hatırlatın: Kapıyı açtığınızda, sizi bekleyen noktalı virgülle hazırlanmış bir yatak var. Günün son durağı olacak ve sizi yeni bir güne hazırlayacak. Ve inanın; bazen, o gün başınıza gelen en iyi şey, sabah hazırladığınız yatak olacaktır.

20 Yorum “Metin Yazarının 1 İş Günü Nasıl Geçiyor?

  1. Nizamettin Gümüş Yanıtla

    Merhaba Burak.
    Yine insanın içini ferahlatan defne yaprağı kokulu yazını taze taze tüketiyorum..

    Insanlar ile birebir muhatap olan her sektörde olduğu gibi metin yazarlığında da insanlarla uğraşmak zor zanaat. Allah kolaylık versin kardeşim.

    Ismet Özel şöyle der: “İmanına sarılanlar yalnızca Allah’tan korkar ve yalnızca Allah’tan ümid eder. Bu aynı zamanda onların kendileri dışında Allah korkusu taşıyan her insandan bir şey umma hissini kuvvetlendirir. Böylelikle insan insanın ümididir diyebilme imkânına kavuşuruz.”

    Bizi yoran, bunaltan, elmadaki kurt gibi kemiren o beğenisi keyfiyete tabi olan insanların yanında yazılarını yorumlarını tabip eden, gülümseyerek okuyan insanlar da var.

    Selamlar sevgiler..

      1. Nizamettin Gümüş Yanıtla

        Sen de iyi ki varsın Burak.

        Sen de bilirsin ama ben hatırlatmak istiyorum. Nice insanlar var ki geçimlerini sağlamak uğruna nice haysiyetsiz kişiliklere sabır gösteriyorlar. Eskilerin dediği gibi: sabır acı, meyvesi tatlıdır.

        Bir işimizi layıkıyla bitirip hemen diğerine koyulacağız. Bize düşen budur..

        Not: Akıllı klavye kaynaklı yazım hataları için özür diliyorum.

  2. Uğur Yanıtla

    Evde askerlik önce yatak yorgan işini öğrenememiş isen asker ocağında cebren veya gönüllü olarak mutlaka öğreniyorsun
    İnsanlar yaşamları boyunca er geç öğrenirler senin durumunda bu
    İşine odaklanman için yatağını yapmal yorganını düzeltmek zihnini açıyor ise günlük rutinin olmalı diye düşünüyorum
    Yazıma son verirken işlerinde başarılar dilerim

    1. Burak Göç Yazar Yanıtla

      Çok teşekkürler Uğur 👏👏 Askerlik yaşım epey geçti fakat henüz gidemedim. Umarım oraya gittiğimde yatağımı toplayabildiğim için bu sıkıntıları çekmeyeceğimdir. 😊

  3. Edebiyatçının Biri Yanıtla

    Harika bir yazı olmuş. Kendini bir çırpıda okutuyor. Dilinizi sevdim.
    Eleştirmek bana düşmez ama imla konusunda da iyi olduğunuzu söyleyebilirim. Bağlaç konusunu saymazsak! 😊

    Yazmak gibi netameli bir işi keyifli hâle getirdiğiniz için kendinizi kutlamalısınız.

    Yazmaya devam. Üstelik inadına!

  4. Miskin Adam Yanıtla

    Ve sonra birisi gelecek, “Güzel içerik admin. Eline sağlık” diyerek kendi blog sitesinin url adresini yazının altına yorum olarak yapıştıracak.

    İşte o gün, sadece bir metin yazarı değil, aynı zamanda “admin” olduğunu da öğreneceksin…

  5. Hüseyin Özaltun Yanıtla

    Yorum yapasım geldi ve nedenini bilmiyorum. Yazmayın böyle güzel yazılar kardeşim okuma oranını artırırsınız. Pek blog okuyan biri değilim güzel kardeşim geçenlerde (bağlaç olmayan -de) blogunu gördüm, tevafuk bu olmalı, bir çok yazını okudum. Şu anda hayatım boyunca okuduğum blog yazılarının %50’si sana ait kardeşim. Başarılı yazılarının devamını diliyorum.
    Not: Gerçekten neden yorum yazdığımı bilmiyorum.

    1. Burak Göç Yazar Yanıtla

      Keşke her gün sizin gibi insanlardan yorum alsak 😀 Belki bu sayede yatağımızı toplamamıza gerek kalmadan işe gidebilirdik. Çok teşekkürler Hüseyin. Umarım, yeni karalamalarımla da ilgini çekmeyi başarabilirim.

  6. İstiridye Avcısı Yanıtla

    Bence de yazmaya devam etmelisiniz tebrikler. Akıcı ve net bir anlatımınız var. Blogları geziyor musunuz bilmem ama ben de bloğuma beklerim. Uzman kişilerin yapıcı eleştirilerine ihtiyacım var. En azından bu kapsamda belki uğrarsınız. Kolaylıklar dilerim. Ayrıca “yatak düzenleme” alışkanlığınızdan bahsederken “Aslan yattığı yerden belli olur” klişesini kullanmaktan uzak duruşunuz da ayrıca takdire şayan 🙂 Kolaylıklar dilerim.

  7. Ali Yatarkalkmaz Yanıtla

    Dışarıdan bakan için ise sadeec boş boş yazan insanlar olarak görünüyorlar genelde. Oysa ki verilen emek, o kadar düşünce kimsenin umrunda olmuyor 🙁 Bu arada yazılarınızı severek okuyorum. Elinize, emeğinize sağlık.

    1. Burak Göç Yazar Yanıtla

      İnsanlar o şekilde görmekte haksız da sayılmazlar. Metin yazarlığı internetle birlikte şaha kalkan yeni yüzyıl mesleklerinden biri. İnsanlar için henüz çok yeni. Neyse, 20 yıla kadar herkes etrafında ufak tefek metin yazarları gördüğünde umarım bu sıkıntı sona ermiş olacaktır 😊 Çok teşekkürler.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları ve yorumuma verilen cevapları e-postayla bana bildir.

Neredeyse 2 dakikadır buradasın 👏

Okudukların ilgini çekti mi?

E-posta bültenime katıl, ilgini çekecek daha çok içeriği seninle paylaşayım!