Şahin Parasına Kıyıp Aldığım Bilgisayarım; MacBook Air 13″ İncelemesi

İki yıl önce satın aldığım HP Pavilion G6 ile hemen hemen bir buçuk ay kadar önce yollarımızı ayırdık. HP’nin bu modeli gerçekten performans olarak tüm beklentilerimi fazlasıyla karşılayan ve Linux işletim sistemleriyle beni bulutların üzerine çıkaran bir bilgisayar olmuştu. Yine de ne var ki, kasasının demir kadar ağır ve tuşlarının tunç kadar sert oluşu artık bende tahammül edilemez bazı sağlık sorunlarının baş göstermesine neden olmaya başlamıştı.

HP’yi yolcu etmemde annemin de payı büyük. Kadın mütemadiyen odadan içeri kafasını sokup, “Oğlum bırak şu bilgisayarı kucağından çocuğun olmayacak, torun torba göremeden ölüp gideceğim.” diyor ve tekrardan salona geri dönüyor 😀 Haksız da sayılmaz çünkü bacağımın üzerindeki makine çok ufak tefek işlemlerle uğraşırken bile bir tornado fırtanısı estiriyor, bir anda bacaklarımda kışın ortasında çöl sıcakları oluşuyordu.

Belki o an bilgisayarı kullanırken fark etmiyorsunuz ancak bilgisayarı kucağınızdan indirdiğiniz anda bacaktan kasığa kadar her yerinizin terden sırıl sıklam olduğunu fark ediyorsunuz. E tabii bir de rahat oturamama ve bilek ağrısı sorunlarımdan bahsetmemiz lazım. Sabah 9-10’da çalışmaya başlayan bu bünye ve bu parmaklar ancak akşam 8.30 ile 9.30’da mesaisine son veriyor.

Akşam bilgisayarı elimden bırakıp, normal hayata karışmaya çalıştığımda bileklerimle sanki bütün gün tuğla indirip kaldırmış gibi böyle tövbe bismillah sağlık sorunları da ortaya çıkınca, bi daha mı geleceğim lan dünyaya diyerekten bir çılgınlık yaptım ve MacBook Air 13 inç modelini 3899 TL ödeyerek satın aldım. Evet lan, harbiden yaptım bunu yani helal olsun bana 😀

Neden MacBook? Neden MacBook Air?

MacBook tercihi yapmamın en önemli nedeni internet üzerinden yaptığım arama sonuçları oldu. Türkçe sayfalarda zaten bu konuda adam akıllı bir kaynak yok ancak yabancı sayfalardan yaptığım araştırmalar sonucunda bir metin yazarı için en iyi bilgisayar konulu blog yazılarının tümünde istisnasız en üst sırada yer alan tek bir bilgisayar vardı.

MacBook Air 13 Kutusu

O da senin de tahmin edebileceğin üzere MacBook modeliydi. Elbette MacBook haricinde de birkaç farklı notebook modeli aklımda vardı ama yarın ertesi gün satarım lan ben bunu diye düşününce nedense MacBook biraz daha cazip geldi. Biliyorsun, millet Apple dediğin anda aletin ölüsüne bile para veriyor ve ölü pazarlığına girişmiyor. Yani, bir yerde bunu mantıklı bir yatırım aracı olarak da düşünebilirsin.

Yaptığım araştırmaların sonucunda açıkça gördüm ki, metin yazarı veya sosyal medya tarzı işlerle uğraşan kullanıcıların %75’lik kısmı MacBook’u öneriyor. Hatta bu kesim üzerine basa basa hafiflik ve diğer artılardan dolayı (fiyat unsurunu da göz önüne alarak) MacBook Pro yerine MacBook Air‘i öneriyordu. Çok farklı kaynakta benzer düşünceleri görünce ben de sonuç olarak MacBook Air’in benim için en iyisi olacağına karar kıldım.

Ekranın da öyle ufacık tefecik olması pek benlik bir durum olmadığından 11 inç modeli yerine 13 inçlik tam ideal ekranlı MacBook Air 13 inç‘i tercih etmeyi mantıklı buldum. Mac’i (Ne sandın olm o kadar para verdim bilgisayar mı diyecektim 😀 ? ) Vatan Computer’dan aldım. Normalde internette 350 TL daha ucuza satan yerler vardı ama insan güvenemiyor işte. 300 için 4000’i heba edemem diyerek bazı cahil cühela işleri yaptığım doğrudur 😀

Bu arada Vatan Computer, 1 lira mıydı 50 kuruş muydu neydi öyle bir fark ödeyince size bir de Adobe Photoshop Elements Editor lisansı veriyor ki o hepten tam bal kaymak oldu. Ben de zaten iş güç beni bekliyor bu makinaya nasıl ısınırım diye düşünüyordum, PS Elements benim işimi zaten fazlasıyla gördüğü için bu haber beni sevindirikli etti açıkçası.

MacBook Air’in Nelerini Sevdim?

Bu deneyimlerin tümünü Mac’i yaklaşık bir buçuk ay süre kullandıktan sonra edindim. Dolayısıyla birçoğunu kendine referans alabilir ve bu yorumların bir buçuk aylık bir Mac kullanıcısı tarafından yapıldığını göz önünde bulundurabilirsin.

macOS Sierra (OS X Deneyimi)

macOS Sierra

Eğer beni birazcık tanıyorsan zaten işletim sistemi konusunda takıntılı biri olduğumu biliyorsundur. Benim için donanımın bütünlüğünün sağlanması demek adam akıllı bir işletim sisteminin olması demek. macOS Sierra bu açıdan ve birçok avantajıyla beni tatmin etmeyi başardı ancak şunun altını çizeyim; kesinlikle hippilerin söylediği gibi harika ve abartılacak bir işletim sistemi değil.

Yani, bir buçuk aydır kullanıyorum ve hala bazı Linux’da şıp diye hallettiğim şeyleri Mac’de şıp diye halledemediğini görünce çıldırıyorum. Özellikle dizin konusunda muhteşem büyük sıkıntılar var. Onu oraya mı kaydettiydim, bu şurada mıydı diye büyük bir karmaşa içerisindeyim. Allah’tan Spotlight özelliği kusursuz çalışıyor da bu iş dallanıp budaklanmıyor. Şimdi ben öyle abartılacak bir yanı yok dedim diye de OS X’i boktan dandik bir şey sanmayın.

Güvenlik açısından bildiğiniz gibi neredeyse tamamen izole bir sistem kullanıyorsunuz. Bu da size o Linux hissini yaşatıyor. Benim macOS Sierra ve daha doğrusu OS X’de en sevdiğim şeylerden biri iCloud yedekleme servisi oldu. Artık hiçbir dosyam klasörüm yalan olacak, kaybolacak diye korkmuyor ve vuruyorum kırbacı 😀 Sistem internetinize zört diye yüklenmeden yavaş yavaş tane tane dosyalarınızı iCloud’a yedekliyor. Böylece her şeyiniz her zaman ulaşılabilir ve yedeklenmiş olarak kalıyor.

Macbook iPhone Senkronize

E tabi işin bir de en cazip tarafı olan iPhone Senkronizasyonu ile tek platform tüm cihazlar üzerinden çalışma mevzuu var. Çektiğiniz tüm fotoğraflar, ScreenShot’lar, kişileriniz, notlarınız, anımsatıcılar ve aklınıza gelebilecek her şey tek bir platformdan bulut yedekleme ile çalışıyor. Bu sizi hem kablolardan kurtarıyor hem de inanılmaz işlevsel şekilde cihazlarınızı kullanmanıza yardımcı oluyor. iPhone’unuz ile çektiğiniz fotoğrafların sürekli bulutta ve aktarma derdiyle uğraşmadan bilgisayarınızda olması harika bir dünya.

Bunların bir de otomatikleştirilmiş olarak tüm her şey için geçerli olduğunu düşünürseniz sanırım bana hak vereceksinizdir. Mesela mesaj geliyor, direk bilgisayarınızdan mesaja cevap veriyorsunuz. Yada telefonunuz çalıyor direk bilgisayarınız üzerinden cevaplayarak görüşüyorsunuz, harika değil mi?

macOS Sierra’nın kısayol tuşları elbette alıştığım platformlardan oldukça farklı ancak son derece benzer işliyor. İlk bir hafta platforma alışma ve kullanma açısından büyük sıkıntılar yaşamış olsam bile ilk haftadan sonra her şey yerli yerine oturmaya başlamıştı.

app-store-pahalilik

Tabii platform Apple’ın olunca uygulama geliştiricileri de sizi ayakta… Hayır, bak bu zamana kadar sürekli lisanslı yazılımlardan yana olmuş biriyim ancak App Store’daki fiyatlar gerçekten çok uçuk. Yani normalde değeri 5-10 TL olması gereken birçok şeyin fiyatı 40 ile 100 TL arasında değişiyor. Ben yine de korsana yönelmiyorum ve kullanmayayı tercih ediyorum ancak fiyatlar gerçekten acayip uçuk. Ücretsiz yazılımların da büyük bir bölümü reklam seli veya işe yaramayan uygulamalardan ibaret.

Macbook Air’in Tasarım & Donanımı

Şunu ben de açık ara söyleyebilirim ki, tasarım ve donanım bütünlüğü açısından MacBook Air kesinlikle parasını kuruşuna kadar hak ediyor. Tabii parasını hak ediyor derken ben Türkiye’deki absürt fiyatından değil de Amerika fiyatından bahsediyorum. Önceki bilgisayarım olan HP 3 Kg ağırlığa sahipti ve gerçekten oturaklı bir laptopdı. MacBook Air ise 1 Kg ağırlığıyla dizinizin üzerinde varlığını bile hissetmediğiniz bir cihaz diyebiliriz.

MacBook Air tasarımı

Tasarımı gayet hoş ve beni kendine aşık eden özelliği elbette klavye ergnomisinin zirvede olması. HP ile ben tuşlara basmıyor muşum da sanki çivi çakıyormuşum 😀 MacBook Air ile kollarınız bilekleriniz parçalanmadan yazmak çok daha kolay. Bu hem üretkenliğinizi arttırıyor hem de akşam işiniz bittiğinde şiddetli bir bilek ağırısı çekmeden bilgisayarın başından kalkmanıza yardımcı oluyor.

Şarj kablosunun mıknatıslı olması ve deliği tutturma modasının eskide kaldığını hatırlatan süper hızlı şarj aletiyse bambaşka bir olay. Tabii, bir de MacBook Air’in deli gibi çalışan bir bataryasını unutmamak lazım. Hafif kullanımda 12 saate kadar varan batarya performansı var. Sabah elinize aldığınız bilgisayarı akşama kadar şarja takma ihtiyacı duymamak harika bir şeymiş. Normalde önceki bilgisayarım maksimum 2 saat kadar idare edebiliyordu. Ben de 2 saati adamdan saymadığım için sürekli fişe takılı olarak kullanıyordum.

macbook-air-touchpad

MacBook’ların sahip olduğu TouchPad‘e değinmezsek elbette olmaz. Bir MacBook’un TouchPad’ine alıştıktan sonra hem fareye ihtiyaç duymadığınızı hissediyor hemde TouchPad’in aslında ne olduğunu öğreniyorsunuz. Ben bu TouchPad’den sonra açık ara bu zamana kadar kullandıklarımız neydi yahuuu dedim. O kadar diyorum! TouchPad’in hem yüzey hissi çok iyi hem de OS X ile tamamen bütünleşik kendine özgü kullanım şekilleri var. İlk hafta TouchPad’le biraz cebelleşseniz de daha sonraki haftalarda işin balını kaymağını yemeye başlıyor, MacBook’a verdiğiniz paranın aslında bu kadar avantajı düşününce çok da fazla olmadığını düşünüyorsunuz.

Sistem Performansı

MacBook Air’in sistem performansı benim kullanımım için oldukça ideal. Bütün gün metin yazan bilgisayarında hiç oyun oynamayan ve ufak tefek grafik işleriyle uğraşan bir kullanıcı için MacBook Air gerçekten ideal. Sırf denemek için bir oyun açtım ve oyunu açtığım anda ilk defa MacBook Air’in fan sesini duymaya başladım. Normal ağır masaüstü kullanımında kesinlikle fan sesi denilen şeyin ne olduğunu unutuyorsunuz.

macbook-air

Öyle çok ağır video editleme yok bilmem kaç MP grafikler oluşturma gibi işlemlerle uğraşmadığım için aslında performans konusunda bir kıyas yapmak zor ancak sistemin oldukça stabil ve son derece hızlı olduğu gerçeği yadımsanamaz bir gerçek, onu söyleyebilirim. Zaten MacBook Air de bu tip kullanıcılara uygun bir cihaz.

MacBook Air Final Yorumu

Eğer gerçekten işiniz gereği bu tarz bir bilgisayara ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız o halde MacBook Air son derece alınabilir bir bilgisayar. Lakin öyle 2.000 TL maaş alıyorum, havamız olsun yok efendim façamız yansın diye gidip bir manyaklık yapıp bunca parayı bu cihaza vermeniz akıl karı bir iş olmayacaktır 🙂 Ha paranız çoktur teknolojiye meraklı birisinizdir o ayrı konu.

MacBook Air öyle sanıyorum ki uzun yıllar boyunca kullanabileceğim bir bilgisayar olarak benimle birlikte olacak. İmkanlarım elverdiği için aldım ancak kıt kanaat zamanımda olsa kesinlikle böyle bir harcama yaparak bir MacBook alacağımı sanmıyorum. Zaten öyle sıkı sıkıya fanı olunacak bir durumu da yok. Sonuç olarak parasını bastırıyor ve kullanmaya başlıyorsunuz 😀

Baya uzun zamandır böylesine uzun bir yazı yazmamıştım, umarım okurken sıkılmazsınız 😀

 

14 Yorum “Şahin Parasına Kıyıp Aldığım Bilgisayarım; MacBook Air 13″ İncelemesi

  1. Ahmet Çakmak Yanıtla

    Bende 17 inç MSI Ge70’i (ağırlığı 3 kg) her yere kolayca götüremez olunca geçtiğimiz Eylül’de 3600’e almıştım doların yükseleceğini düşünerek. Daha uzun yıllar sıkıntısız kullanmak dileğiyle. 🙂

  2. Ali Çömez Yanıtla

    Dostum hayırlı uğurlu olsun 🙂 yazıyı soluksuz okudum deneyimlerin babasını yaşayıp anlatmışsın eline sağlık ancak Bende bir Apple düşmanlığı var yıllardır anlayamadım gitti ve sebepsiz yere gıcık oluyorum 🙂

    Telefonda Sony, laptopta dell tercihim oldu ve ikisinden de çok memnunum açıkçası touchpad’te biraz sert gibi ama zaten pek aktif kullanan birisi değilim genelde usta sprinter ile gezerim 🙂

    1. Burak Göç Yazar Yanıtla

      Dell’in hakkını yemeyelim… İlk laptop’um olan Dell’i ben henüz 13 yaşındayken almıştık ve o bilgisayarı ben 19 yaşına kadar kullanmıştım. Hala bile kütür kütür çalışmasına karşın performans olarak yetmediği için değiştirme kararı almıştım. Aslında belkide ülkemizde deniz aşrı vergiler uygulanmasa Apple ürünlerine karşı bu kadar büyük bir ön yargımız oluşmazdı. 2000 TL’lik bilgisayar 3500 TL olunca insan ister istemez düşünüyor ne bu, altından mı yapıldı diye. Apple’ın birçok ürünün seviyorum anca bokunu çıkarttıkları şeyler var. Mesela o kulaklıklar varken iPhone 7’yi kullanmayı kesinlikle düşünmem. Para tuzağı ürünlerden kaliteli ürünlerini ayrıştırdığınız anda aslında Apple’ın ürünleri de oldukça iyi. Yorumunuz için çok teşekkürler!

  3. Ali Karahisar Yanıtla

    MacOs Sierra deneyimi başlığında ki ilk resimde yer alan seri numarasına bir blur çek istersen photoshop üzerinde çünkü o bilgi biraz suistimal edilebilir bir bilgi. 🙂

  4. Fatih Yanıtla

    Günde 10,000 kelime kadar içerik üreten birisi olarak artık sahip olduğum bilgisayardan kurtulmak istiyorum. Kullandığım bilgisayar Casper ve gerçekten tuşları çok sert. Her gece uyurken parmaklarımdaki o derin acıyı hissedebiliyorum. Uzun zamandır bilgisayarımı değiştirmeyi düşünüyorum. Bu yazı gerçekten rehber gibi oldu. Eğer dediğiniz gibi klavyesi gerçekten ergonomik ise Apple’a geçmeyi düşünüyorum.
    Yazınız için gerçekten teşekkür ederim

      1. Fatih Yanıtla

        Samimi yazın için gerçekten çok teşekkür ediyorum. Resmen içimin kıpır, kıpır olmasına neden oldun 🙂 Tek korkum, tereddüdüm sisteme olan yabancılık. Nereden baksan 12 13 yıldır Windows kullanıyorum. Bir anda MacOS’a geçmek sudan çıkmış balığa döndürecek hissi oluşturuyor 🙂 Bu korkuyu atlatabilirsem en kısa sürede bir Mac sahibi olacağım gibi görünüyor.:)

        1. Burak Göç Yazar Yanıtla

          İş durumunu biraz ona göre ayarlamanı tavsiye ederim. Hatta eğer “hafta sonu çalışmam aga” gibi bir modun varsa mutlaka o aralığa denk getir. İlk aldığımda 2 gün kadar ben de salağa dönmüştüm. Yıllarca başka sistemler kullanınca haliyle sudan çıkmış balığa dönüyorsun. Yalnız bir kere alışınca kendine neden böyle bir çılgınlığı yıllar önce yapmadığın için kızmaya başlıyorsun.

          1. Fatih

            Bir öküz parasını da ben feda etmiş durumdayım 🙂 2 gün önce gelen mackbook Air üzerinde fazla inceleme yapmama rağmen halen tam anlamı ile çözememiş, kısa yollar ya da anlatımızda olan bölümleri keşfedemediğimi söyleyebilirim. Detaylı bir şekilde mackbook rehberi önerebileceğiniz bir kaynak var mı?

            Bu arada klavyesi gerçekten muhteşem 😀

          2. Burak Göç Yazar

            Ne yazık ki önerebileceğim tam anlamıyla bir rehber yok. Zamanla kendin çözüyorsunuz zaten veya aklınıa bir şey takılıyor, internetten açıp bakarken keşfediyorsun. Özellikle ilk 1 hafta 10 gün Mac’den çok bir şey beklemeyin. Bu süreç mevzuya alışma ısınmayla geçiyor. Kısayolları keşfettikçe platforma ayılıp bayılmaya başlıyorsunuz. Ek olarak bir kopyalama geçmişi uygulaması olan iPaste Pro’yu ve pencere yöneticisi Magnet’i satın almanı şiddetle öneririm.

            Bunun dışında Mac’in Anımsatıcılar’ını kullanmayı alışkanlık haline getir. Mac’de bir hatırlatma girerken “Yarın saat 12.00 Mehmet ile buluşacağım” şeklinde yazarsan otomatik olarak hatırlatmayı yarın 12’ye atar. Bu şekilde istediğiniz zamana atama yapabilirsiniz. Mac’in notlar uygulamasına da tüm şifrelerinizi geçirin ve şifreli not olarak saklayın. Bundan sonra kayıt olacağınız tüm sitelerde de Safari’nin parola önerme sistemini kullanarak güçlü güçlü şifreler kullanabilirsin. Daha neler var neler ama işte çözmek gerekiyor 😀

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları ve yorumuma verilen cevapları e-postayla bana bildir.

Neredeyse 2 dakikadır buradasın 👏

Okudukların ilgini çekti mi?

E-posta bültenime katıl, ilgini çekecek daha çok içeriği seninle paylaşayım!