LinuxTamamen KişiselUbuntu

Linux Ubuntu Nedir? Windows’a Alternatif Olabilir mi?

Son birkaç ay içerisinde özellikle Linux konusu üzerine fazlasıyla eğildim, kalktım, düştüm ve biraz da yuvarlandım. Yıllardır bilgisayar kullanıyoruz ve hepimizin bilgisayar denildiğinde ilk aklına gelen işletim sistemi Windows oluyor. Esasen ben bu durumu son derece doğal kabul ediyorum. Zira Windows işletim sistemi genel bilgisayarlara kurulabildiği için Apple’ın işletim sistemi olan Mac OS gibi işletim sisteminin kırılıp dağılması pek mümkün değildi. Durum böyle olunca hepimiz de beleş olana yani kırılmış haliyle internet cafelerden veya çoğu zaman arkadaşımızdan aldığımız Windows’a yöneldik. Elimizdeki tek yaygın olan ve lisanssız olduğu için ücretsiz olan Windows olduğu için hepimiz Windows’cu bir nesil olarak büyüdük.

Şimdi size biraz Windows ile Kul’un imtihanı isimli yazı başlığımla baş başa bırakıyorum 🙂 Benim ilk kişisel bilgisayarım içerisinde kullandığım işletim sistemi (Aşağıdaki görselde de görebileceğiniz.) Windows 95 sürümüydü.

Windows 95

İlk Windows 95’i gördüğümde Traktör tekerleği gören yılan gibi kaldığımı hatırlıyorum

Windows 95 ile MS-DOS’dan kurtulmuştuk ama hala son derece renksizdi. Grafikler yeterince detaylı değildi ve kullanıcıyı doyurabilecek bir arayüzü yoktu. Tüm bunların eksik olmasına rağmen bizim gibi “henüz çocuk” bilgisayar kullanıcıları açısından yine de gerçekten kullanılabilir bir işletim sistemiydi.

Çünkü o zamanlar bilgisayar kavramıyla birlikte bize gelen bir internet kavramı dahi ortalarda yoktu. İnternetle ancak Windows 98 sonrasında tanıştığımız Windows XP ile birlikte sanal dünyayı keşfetmeye başlamıştık. Windows 98 kısmen 95 sürümüne oranla daha iyiydi fakat yine de yeterli değildi.

Bir Açıktan Doğan İnternet = Beleş İnternet

windowsxp

Windows XP ile ilk tanıştığım gün sanki hala dün gibiydi. Amcam kendi kişisel bilgisayarına kurmak için sokaktaki CD’ciden bir kopya sürüm satın almıştı. Windows 95 ve Windows 98’in tasarımında alıştığımız o vasat grafiklerden sonra Windows XP resmen keşfedilmeyi bekleyen yeni bir ıssız adaydı.

Amcama inip, bilgisayarının ekranında Windows XP’nin şatafatlı kurulum ekranını görünce babamın yanına koşturup “Baba! Amcam yeni bi Windows almış. Böylem uzay mekiğin gibi çok renkli cafcaflı bir şey demiştim.” O cümleyi kurduğum zamanlarda herhalde 11 veya 12 yaşında ya vardım ya yoktum. Bu zamandan sonra da sürekli olarak Windows sürümlerini kullandık tabi hepsi tamamen yasal olmayan dağıtımlardan oluşuyordu. İşin Türkçesiyle hiçbiri gerçekten lisanslı değildi.

Windows XP’nin yükseliş çağı zamanında Symbian işletim sistemli bir telefon ile bir Türk operatöründen sınırsız şekilde ve hız düşümsüz internet çekimi yapabileceğimiz bir açık bulmuştuk. Bu açıktan faydalanmak için sadece 3 kontör feda etmemiz gerekiyordu. Sonrasında telefondan bağlantıyı kopartmadığım sürece sorunsuz olarak interneti bilgisayarım üzerinden kullanabiliyordum.

Bu açıkla birlikte ilk defa kendi kişisel bilgisayarım üzerinden internet dünyasına giriş yapabilme şansına sahip olmuştum. O zamanlar blog nedir bilmediğimiz için WAP siteleriyle uğraşıyordum. Bu açığın çok ekmeğini yediğim işletim sistemi olduğundan dolayı olsa gerek ki Windows XP‘nin yeri bende bir ayrıydı.  Bu zaman aralığından sonra zaten hep ben de muhtemelen sizler gibi Windows’un farklı sürümlerini kullandım. Sonra bir gün, “Ya hacı bu Linux olayı ne ki?” diye kendime sordum ve her şey işte o anda başladı.

Linux Belgeselini izleyin ve İzlettirin (Revolution OS)

Revolution-OS

Linux bir işletim sistemi değil, bir işletim sistemi çekirdeğidir. Yani piyasada kullanacağınız Linux dağıtımlarının temel yapısı hepsinde aynıdır. Farklılıkları ise arayüzün değişimi ve bazı anlamayacağınız terimsel zırvalıklarıdır. Bunlara hiç giriş yapıp sizi bir bilişimci kıvamına getirmeyi düşünmüyorum.

Linux belgeseli Neden Windows değil de Linux kullanmalıyım? sorusuna birçok net yanıtı içerisinde barındıran oldukça hoş bir belgesel. Gerçi biraz müzik efekti ve kaliteden yoksun ama onuda eskiliğine verelim. Hatta belgesel YouTube’da bile var, dilerseniz oradan da izleyebilirsiniz. Öncelikle işe Linux’un felsefesini anlamakla başlamak istiyorum diyenlerdenseniz mutlaka bu belgeseli izleyip, bu Linux’un yenilen mi yoksa içilen mi bir şey olduğunu anlamaya başlayabilirsiniz. Şuan için bu belgeseli izlemenize yetecek kadar vaktiniz yoksa hemen bir sonraki adıma geçebilirsiniz.

Linux Dağıtımları Ücretsiz mi?

linux-bedava

Evet, Linux dağıtımlarının tamamı ücretsiz. Linux dağıtımları dediğimizde karşınıza birçok farklı arayüz ile farklı isimlerde işletim sistemi çıkacak. Tabii temelde bunların tamamı aynı işletim sistemi çekirdeğini kullanıyor. Tıpkı Mozilla Firefox web tarayıcısında olduğu gibi bu linux sürümleri de genelde bir vakıf aracılığıyla yani yapılan bağışlar ve gönüllüler aracılığıyla geliştiriliyor. Çok kutsal bir şey değil mi sizce de? Tıpkı şuan okuduğunuz bu blog ve bu blog gibi binlerce blogda olduğu gibi bu işletim sistemleri de tamamen gönüllülük ve paylaşım esasıyla geliştiriliyor. Bence bunun üzerine biraz düşünüp kafa patlatmayı deneyebilirsiniz 😀

Bir tarafta bir lisansı için 350 Türk Lirası talep eden Microsoft firması diğer yandan ise sadece bağış ve gönüllü yardımlarınızla kullanılmaya hazır hale getirilen Windows’dan hiçbir eksiği olmayan bir işletim sistemi. Sizce hangisi daha cazip görünüyor?

Hangi Linux En İyisi? Hangi Linux Dağıtımını Tercih Etmelisiniz?

linux

Linux macerama başladığımda hangi linux en iyisi diye ben de az kafa patlatmadım. Zaten bu yazıyı 1 aydır planlıyordum ve ancak şuanda yayınlama fırsatım oldu. Sorunun cevabına gelecek olursak, şuan için piyasada aktif olarak geliştirilen ve kullanıcıları tarafından sevilen belli başlı linux dağıtımları var.

Ubuntu, Linux Mint ve Elemantary OS  gibi başlıca dağıtımlar bu halayın başını çekiyorlar. Ben bu halay başlarından tümünü 2 gün kullanmak için uğraştım. Bu uğraşımın sonucunda hangi Linux dağıtımının bana daha uygun olduğuna karar verdim. Destek açısından en az sıkıntı çekileni ve en kısa süre içerisinde uyum sağlananı ise hiç kuşkusuz bence Ubuntu‘dur. Yine de siz de illa en iyisi olsun karmaşası yaşıyorsanız mutlaka oturup hepsini bir bir deneyin. Hangisi size “Beni kullan abiiiii!” diye bağırıyorsa onu kullanın.

Ben Ubuntu’yu hem daha yaygın olarak kullanıldığı için hem de arayüz açısından son derece başarılı bulduğum için seviyorum. Ayrıca Ubuntu’nun arkasındaki vakıf artık baya bir yol katetmiş.  İngilizcesi olmayan arkadaşlar için de yine Ubuntu son derece ideal dağıtımlardan biri. Yazının bu kısmından sonrasında ise biraz da Ubuntu kısmıyla ve değişimler hakkında konuşacağız. Diğer dağıtımlar hakkında da sorularınız olursa yorum alanından yazabilirsiniz, bildiğim bir şey olursa yanıtlamaya çalışırım.

Ubuntu ile Geçen İlk Hafta

ubuntu

Ubuntu’yla geçen ilk haftam itiraf etmek gerekirse baya zor ve güçlüydü. Bunu tıpkı hiç bilmediğiniz bir mahalleye taşınmanız gibi düşünün. Neyi nerede bulacağınızı bilmiyorsunuz, komutları bilmiyorsunuz ve en önemlisi Windows’da gözünüz kapalı bulduğunuz şeyleri Ubuntu’da nerede bulacağınızı bilmiyorsunuz. Tabii, bunlar sadece kısa bir süre için sürüyor. İlk hafta Google’la baya baya bildiğiniz bir aşk yaşadığımı söyleyebilirim. Daha sonrasında ise o bulanık olan tablo bir anda berraklaşmaya başlıyor.

İlk aşamada neyin nerede olduğunu bilmediğiniz gibi sorunlarınızı nasıl çözeceğinizi de bilmiyorsunuz. Tabii, aktif kullanımda geçirdiğiniz 1 haftalık süreçten sonra artık Ubuntu’yu tamamen tanımış hale geliyorsunuz. İşte o andan itibaren Ubuntu taşındığınız yeni mahalle olmaktan çıkıyor ve bir anda sıcacık bir yuvaya dönüşüveriyor. İşte o aşamadan sonra Ubuntu gibi bir şeyi neden bunca sene atladığınızı ve yok saydığınızı düşünmeye başlıyorsunuz.

Ubuntu, Windows’a Göre Avantaj Olarak Ne Sunuyor?

ubuntu-ekranim

Bu masaüstü şuanda benim bilgisayarımdaki masaüstüm. Alışması ilk başta zor gelmiş gibi görünse de şuan kendileriyle resmen bir aşk yaşıyorum diyebilirim. Seviyorum lan seni 😀 Fazla uzatmadan hadi avantajlara geçelim.

– Tamamen ücretsiz. Yani bilgisayarınızda lisans sorunu yaşamayacağınız bir Linux sürümü kullanıyorsunuz. Kolayca indirebiliyorsunuz ve kurmadan da Boot ekranında Ubuntu’yu kullanıp, şöyle bir nedir ne değildir diye bakma fırsatına sahip olabiliyorsunuz.

– Fazlasıyla kişiselleştirilebilir. Kısayol tuşlarından masaüstü arayüzüne dek her yeri kendiniz incik cincık değiştirip, kendi zevkinize ve kullanım alışkanlığınıza göre düzenleyebiliyorsunuz. Bu yaptığınız düzenlemeler çok orijinal oluyor ve çakma çukma görünmüyor.

– Uygulama merkezi sayesinde tıpkı App Store ve Google Play gibi istediğiniz yazılımları kolayca bulup hemen işletim sistemine dahil edebiliyorsunuz. Tabii, Linux dünyası demek yazılım özgürlüğü demek olduğu için bu yazılımların hemen hemen tümüne ücretsiz olarak sahip oluyorsunuz!

– Office yazılımlarına kadar birçok şey içerisinde hali hazırda yüklü olarak geliyor. Hatta şöyle diyeyim, bir bilgisayar içerisinde ihtiyaç duyabileceğiniz her şey yüklü olarak geliyor. Tabii Ubuntu’da ücretsiz olan sadece işletim sisteminin kendisi değil ayrıca kullanacağınız yazılımlar da oluyor. Microsoft Office yerine LibreOffice isimli ücretsiz bir ofis yazılımı kullanıyorsunuz. Photoshop yerine Gimp ve böyle onun yerine bu, bunun yerine bu gibi birçok yazılım var ve hepsi ücretsiz.

– İstediğiniz birçok Windows yazılımını Wine adı verilen bir yazılım sayesinde çalıştırabilme şansına sahip oluyorsunuz. (Yalnız tüm yazılımlarda işe yaramadığını belirtmek gerekiyor.)

– Piyasadaki virüslerin %95’i Windows için üretilmiş olan virüsler olması nedeniyle virüslerin tamamına yakın bir kısmından etkilenmiyorsunuz. Bu da size ekstradan daha güvenli bir işletim sistemi sunuyor. Tabii Linux tabanlı işletim sistemleri için de virüs yok diye algılamayın sakın. Yine de risk Windows’a oranla 10’da 1’den daha düşük. Yani kendinizi güvende hissedebilirsiniz.

– Ubuntu Windows’a göre sistemi çok daha az yoruyor. İşlemlerini daha hızlı şekilde takılmadan gerçekleştirebiliyorsunuz. Bilgisayarım Windows’a göre daha hızlı açılıyor ve daha hızlı kapanıyor.

– Kullanımı Windows’a göre daha kolay. Evet, kullanımın ilk bir haftası baya zorlayıcı olabiliyor. Bir elinizde Windows USB’si “Lan ben acaba bunu kullanmayı beceremeyecek miyim?” diye kendinizi sorgulayıp duruyorsunuz. 1 haftalık süreci tamamladıktan sonra Terminal komutlarına da aşina olup ne kadar kolay ve hızlı şekilde bilgisayarın tüm kontrolünü elinizde bulundurduğunuzu hissediyorsunuz.

Bunlar şimdilik aklıma gelen sahip olacağınız yalnızca başlıca avantajlar daha bunlar gibi binlerce avantajın olduğunu da unutmamak gerekiyor.

Tüm bunlara karşın Ubuntu ve diğer Linux dağıtımlarının tek eksi yönü bazı Windows yazılımlarının muadilinin olmayışı ve Windows’da oynadığınız oyunları Linux’da oynayamıyor olmanızdır.

@Mustafa Alnıak’ın Yorumundan sonra eklenen kısım yorum için teşekkürler!

Ubuntu ve diğer Linux Dağıtımları Nasıl İndirilir?

ubuntu-tr-kurulum

İşin en güzel yanı, Ubuntu ve diğer Linux dağıtımlarını indirmek son derece kolay! Hemen hemen tüm linux dağıtımları kendilerine ulaşmanız için .io uzantılı domaini ile hizmet veriyor. İndirmeyi ise size direkt kendi sunucuları üzerinden sunuyor. Yani upload sitelerinin süren saatlerce bekleyişleri ile uğraşmıyorsunuz. Özgürlük demiştik ya hani yukarıda, İşte tam olarak budur!

Ubuntu’yu indirmek için https://ubuntu-tr.net/indir/ internet adresini ziyaret edip 32 veya 64 bit işlemcinize göre size uygun olan Ubuntu sürümünü indirebilirsiniz. Ubutnu indirme ekranın iki farklı sürüm göreceksiniz biri kararlı sürüm biri de güncel sürümdür. Ben daha az hata olduğu için güncel sürüm yerine kararlı sürümü kullanıyorum. Yanlış anlaşılmasın hepsi güncelleniyor ama kararlı sürüm daha az güncelleniyor ve yüksek stabilite sunuyor.

Ubuntu Kurulumu Nasıl Yapılır?

ubuntu-kurulum

Ubuntu hakkında birçok konuda bilgi sahibi olabileceğiniz bir vikipedia’sı bulunuyor. Kurulum da burada zaten detaylı şekilde anlatıldığı için tekrardan ben anlatmayacağım. Onun yerine sizi http://wiki.ubuntu-tr.net/index.php?title=Kurulum adresine yönlendireceğim. Buradan tüm detayları görebileceğiniz gibi kurulum hakkında ön fikre de sahip olabilirsiniz.

Ubuntu’nun kurulumu bir Windows sürümü kurmakla aynı zamana mal oluyor ve henüz daha Ubuntu kurulum işlemi başladığı anda siz Ubuntu’yu kullanmaya başlayabiliyorsunuz. Düşünün ki işletim sisteminiz kurulurken siz internete bağlanabiliyor ve hemen istediğiniz tüm her şeyi yapabiliyorsunuz. Windows’da böyle bir şey var mı? Tabii ki yok!

Linux ve Ubuntu hakkında bundan sonra öyle umulur ki bolca içeriği blogumda göreceksiniz. Yaklaşık olarak 1 aydır Ubuntu kullanıyorum ve artık kendisiyle çok iyi anlaşıyoruz. Ubuntu hakkında kafanıza takılan sorular mı var? Tamam hadi o zaman seni yorum köşesine alalım.

8 Yorum “Linux Ubuntu Nedir? Windows’a Alternatif Olabilir mi?

  1. Mustafa Yanıtla

    Avantajlar gerçktende “gel beni al ! ” diyor 🙂 kişiselleştirilebilir olması, kendine özel office yazılımı olması ve tabii ki windows yazılımlarını çalıştırabilmemizi sağlayan wine olması. Ayrıca ubuntu için oluşturulmuş virüs sayısının az olması göz ardı edilemeyecek birşey. Peki bunu full ve tam şekilde nereden edinebilirim ? Kurulum ne kadar sürüyor ?

    1. Burak Göç Yazar Yanıtla

      Mustafa, sorularından sonra yazıyı güncelleyerek sorduğun sorulara cevap getiren başlık eklemeleri yaptım kardeşim. 🙂 Umarım faydalı olmuştur. Takıldığın bir yer olursa seni tekrardan yorum köşesine almak isterim 😀

  2. Oktay Yanıtla

    Açık kaynak yazılım her zaman iyidir. Linux, hatta özellikle Ubuntu bu farkı fazlasıyla gösteriyor. Ben 1 sene oldu hem Windows 7, hem Ubuntu kullanıyorum. Ağırlıkla Ubuntu kullanıyorum ama. Hem performans açısından olsun hem güvenlik ve buna bağlı güncellemeler açısından olsun gerçekten çok iyi. Ayrıca o terminal ekranını kullanmanın verdiği zevk kesinlikle hiç bir yerde yok. 🙂 Hata affetmez, geri dönüşü zordur.

    Ayrıca çok eski Windows XP’de kasan bilgisayarıma da Ubuntu’nun daha sadeleştirilmiş hali olan Xubuntu kurdum, şuan kullandığım cihaza yakın bir performans sergiliyor.

    1. Burak Göç Yazar Yanıtla

      Yorumun için teşekkürler Oktay Xubuntu’ya bu yazıda pek girişmek istemedim 🙂 Zaten yeterince uzun oldu okuyacak olanın hevesini kaçırmayalım istiyorum 😀

  3. Oğuzhan Yılmaz Yanıtla

    Sanal disk oluşturup hemen kuruyorum eğer senin aldığın hazı almayı başarabilirsem tam geçiş yapabilirim. Windows’un hamallığını yapmaya gerek yok. Klavyene sağlık güzel anlatmışsın 😉

  4. Mahir Yanıtla

    Ubuntu’yu yazıdaki sebeblerden dolayı ben de kurmuştum eski bilgisayara, gerçi ben kullanmadım ama kurana kadar hatırı sayılır bir tecrübe edindim. Tek sıkıntısı şuydu: nedense pili windows xp’ye göre çok daha çabuk bitiriyordu. Bir de Microsoft Office programları sıkıntı ama Wine gibi programların varlığından haberim yoktu. Acaba çalıştırıyor mu, merak ettim şimdi. 🙂
    Onun dışında kapatma – tam ekran – simge butonları solda olması alışmayı zorlaştırıyor ama onun çözümü var internette. @Oktay arkadaş da haklı, terminal penceresinde çalışmak çok zevkli.
    Aynı Google Play benzeri bir sistem var, çoğu programı çift tıklamayla kurabiliyorsunuz.
    Böyle işte. 🙂

    1. Burak Göç Yazar Yanıtla

      Ubuntu’ya pil sorunu yaşamış olmanızın nedeni arayüzün kuvvetli olmasından kaynaklanmıştır. Böyle durumlarda genelde Ubuntu’nun farklı dağıtımları olan ve arayüz olarak daha basit ve sade olan Lubuntu, Xubuntu gibi sürümler bulunuyor. Bunlardan biri kullanıldığında eminim ki pil performansı ciddi oranda artacaktır. MS Office programlarıysa hiç sıkıntı değil zira Linux dağıtımları içerisinde LibreOffice adında tamamen ücretsiz bir ofis yazılımına sahip olabiliyorsunuz. Bu yazılım içerisinden de dosyaları MS Office yüklü olan bilgisayarlarda açılacak şekilde kayıt edebiliyorsunuz. Tabii alternatif olarak Wine ile de dilerseniz Office kurulumu gerçekleştirebilmek mümkün. Yorumunuz için teşekkürler 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları ve yorumuma verilen cevapları e-postayla bana bildir.

Neredeyse 2 dakikadır buradasın 👏

Okudukların ilgini çekti mi?

E-posta bültenime katıl, ilgini çekecek daha çok içeriği seninle paylaşayım!