5 Adımda Harika Bir Kişisel Blog Nasıl Açılır?

Bloglamak veya bloglamamak işte bütün mesele bu… 5 yıl önce ilk satırlarını kondurduğum kişisel karalama defterim, artık benim için ortanca bir evlattan hallice bir şey. Bir şekilde alışıyorsunuz kerataya. Hatta kendisine birazcık bağımlı olduğumu itiraf edebilirim. Kişisel blog; içinde yaşadığımız yüzyıl şartlarına göre, yaptığın ettiğin şeyleri ve düşüncelerini paylaşmanın belki en samimi yollarından biri. Tıpkı masanın üzerinde duran bir günlük gibi düşün. Tek fark, buraya karaladıklarını sadece sen değil her ay 50+ bin kişi okuyor. Yani bir düşünsene, klavyeden çıkan tıkırtılar her ay 50 bin farklı insanın zihninden geçip bir şekilde onlara yol gösteriyor.

Bazen okurların yaptığın işi takdir ediyor, bazen “Bu ne amkkkk!” Diye küfür edip fındık kadarlık motivasyonunu bozmaya çalışıyor. Her halükarda su bir şekilde akıyor ve garipliklere rağmen işler yolunda gidiyor. Demem o ki, bu duyguyu gerçekten çok az insan tadıyor ve siz de kendi kişisel blogunuzu oluşturarak onlardan biri olabilirsiniz. Hem kötü mü olur, bana blogunuzun linkini verirsiniz arada gelir ben de size küfür ederim asdlfjaskldjfaf. (”Dahi anlamındaki -de öyle mi yazılır be dalyarak, kaç yaşındasın sen, hayır kaç yaşındasın!!!)

Peki, kararımızı verdik ve bir kişisel blog açmak istiyoruz. Hangi adımlardan başlamamız, neleri göz önünde bulundurmamız ve kuyuya düşmememiz gerekiyor?

İşin iki farklı boyutu var. İlki teknik diğeri ise daha teknik boyutu. Bir kere ben kişisel blog açıyorum dedikten sonra, kendinizi olayın teknik boyutundan uzak tutmanızın hiçbir anlamı yok. “Denize gireyim ama g*tüm de ıslanmasın istiyorum.” tripleri inan hiçbir işine yaramayacak.

Sana bir sır vereyim. Ben bu işleri anamın karnında öğrenmedim, diğer arkadaşlar da anasının karnında öğrenmedi. Hiçbirimiz anamızın karnında öğrenmedik. Anlamamış olma ihtimaline karşın tekrarlıyorum: Bu işi yapanlar olarak hiçbirimiz anamızın karnında öğrenmedik.

Hepsini zamanla öğreniyorsunuz, sadece kendinize zaman tanımanız gerekiyor. Ben işin içinde olduğum ve Web dünyası işimin bir parçası olduğu için belki senin kadar zorlanmadım. Ama benimde zorlandığım zamanlar oldu. Bir şey yapmayı isteyip yapamadığım, bolca yardım aldığım ve diğer insanların kağıt gibi bloglarına bakıp özendiğim zamanlar oldu. Senin de olacak ama zamanla hep bir adım ileriye gideceksin. Eğer ister ve yaparsan…

1- Blogun Fikir Altyapısını Oluşturmak

fikir ampulü

Daha önce söylemiştim. Ben zaten internet editörü olarak çalışıyordum. Sabah biranın tarihi akşam otomobil lastiği hakkında yazmak zorunda kalınca Edebi Jetlag döngüsüne giriyorsun. Ben, özgürce kendi kafamdakileri ve deneyimlerimi insanlarla paylaşmak istediğim bir blog oluşturmak istemiştim.

Biraz kafam dağılsın bi’ nefes alayım istiyordum. Fakat bunu yaparken insanlara bir değer de katmalıydım. Benim amacım buydu ama senin amacın bambaşka olabilir.

  • Benim gibi kafanıza esen şeyleri, neler yaptığını paylaşabileceğin bir blog kurabilirsin.
  • Sevgilinizle anılarınızı paylaşabileceğin bir blog kurabilirsiniz.
  • Garıya gıza ulaşabileceğin bir blog kurabilirsin
  • Portföy olması amacıyla bir blog kurabilirsin.
  • İstersen, eşinle küçük köpeğiniz Milo’nun gelişimini anlatacağınız bir blog bile kurabilirsiniz.

Ne istiyorsan onu kurabilirsin. Orada bir sınır yok. Fakat açtığınız kişisel blog insanlara ne sunacak? Sizce bu 50 bin okur yalnızca benim geyiğimi sevdiğinden mi blogumun sayfalarını aşındırıyor? Öyle olsaydı gidip, YouTube’dan Cem Yılmaz’ın videolarını izlerlerdi. (Daha keyifli olacağını hepimiz kabul edelim. Adam komik lan, ben kimim ki?)

Ben insanlara kara karşımın gözümün yanı sıra ilgi alanım üzerine işine yarayabileceği şeyler sundum. Bunu yaparken aslında insanların aradıkları soru işaretlerine cevaplar oluşturduğumu fark ettim.

Bu bazen bir sürüş tekniği, bazen kullandığım bir mobil uygulama, kimi zaman satın aldığım bir klavye veya fare hatta saçlarımı düzleştirmem bile oldu. Örneklerini blogu gezip gezip Ağrı Dağı’na kadar uzatabiliriz. İnsanlar bir şekilde bunları ararken beni bir durak olarak buldular.

Bunu iyice anlamanız ve blogunuzun fikir altyapısını buna göre kurmanız gerekiyor. PuCCa ve Michaelsikkofield fenomenlerine kanmayın. İçerik dünyası artık görsel ve çok küçük bir kitle bu tarz fenomenlere ilgi duyuyor. Hem kendinizi insanlara tanıtmanız artık daha zor. Okumayan insanların ülkesinde olduğunuzu da unutmayın.

2- Bloguna Bir İsim Bul

Benim kişisel blogumla ilgili en büyük pişmanlığım isim tercihim oldu. İnanın işlerin bu kadar büyüyeceğini ben bile tahmin etmemiştim. Blogumu kurarken çok afili bir takma isim ile ad-soyad seçimim arasında gittim geldim. Eğer 5 sene önceye geri dönüp bugün blogumu kuracak olsaydım kesinlikle takma adımı seçerdim. Takma isimlerin akılda kalması daha kolay ve markalaşması sıkıntı değil.

Bir de blogunuz dallanıp budaklanınca para kazanmak için pazarlama yapmanız gerekecek. Adınızla sanınızla ilgisi olmayan abidik gubudik sponsorlar Türkiye’nin kaçınılmaz bir gerçeğidir. Tıpkı pilavı ketçapla yiyen arkadaşlarınız gibi.

Mesela Rahmetli Altın Elbiseli Adam kanalının sponsoru bir Turşu firmasıydı. Düşünün, adamlar motosiklet kanalı ve sponsorları Turşu firması. Jeton düştü mü? Bunlar Türkiye’nin kaçınılmaz gerçeği ve para kazanmak istiyorsanız çemberin dışında kalmak düşünülemez. Biliyorum, belki bugün para kazanmayı düşünmüyor olabilirsin ama başarılı olup bir gün emeklerinin karşılığında ufak da olsa bir karşılık görmek isteyeceksin.


İlgili İçerik: Kişisel Blogunuz için İsim Önerileri


3- Altyapını Seç

Bu içeriği ilk defa 2014 yılında yayınladığımda kısıtlı bir tavsiyeler dizisi vermiştim. 4 yılda çok şey değişti ve bloglama platformları evrim geçirdi. Eğer yazı tabanlı bir kişisel blog oluşturmak istiyorsan:

  • WordPress.com
  • Blogger
  • Tumblr
  • Medium
  • Ghost
  • WordPress (Kendi hosting’iniz ile)

Altyapılarından birini seçerek işe başlayabilirsin. Benim tavsiyemi soracak olursan ciddi bir başlangıç yapmanı dilerim. Önce WordPress nedir öğren, ardından kendine özel bir alan adı ve Hosting satın al. Yıllık 100 TL gibi bir maliyetle kontrolü tamamen senin elinde olan, yıllarca kontrolün senin elinde kalacağından emin olduğun bir blogla işe başla.

Altyapı kısmı işin en teknik detay kısmı. Yukarıda bahsettiğim platformlara şöyle bir göz atıp hangisinin sana uyduğuna karar verince detaylı bir araştırma süreci seni bekliyor. Daha önce söylediğim gibi kişisel blog açmak isteyipte, teknik detayların dışında kalamazsın. O suya gireceksen, o g*t ıslanacak aga! Bunları er ya da geç öğrenmen veya paralı olarak birine yaptırman gerekecek.

Eğer yazı tabanlı bir şey düşünmüyorsanız aynı konsepti YouTube’a taşıyarak bir Vlog oluşturabilirsin.


İlgili içerik: Blog mu? Vlog mu?


“Yok, ya ben kameranın karşısına geçemem. Hem zaten ben yazı dilini kullanmak istiyorum. Öyle video düzenleme işleriyle uğraşamam.” Diyorsan bir diğer alternatif olarak Instagram’ı önerebilirim. Instagram üzerinde kişisel blog olarak faaliyet gösteren çok güzel kitap ve film bloglarına denk geliyorum. Teknik olarak bunlara birer blog dememiz ne kadar doğru bilmiyorum ama amacımız daha büyük kitlelere ulaşmaksa onunla da bal gibi ulaşıyorsunuz işte.


İlgili içerik: Instagram’da Kişisel Blog veya Tanınmış Kişi Profili Nasıl Oluşturulur?


4- İmkanın Varsa Blogunu İngilizce Kur

Bak ben ettim sen etme diye bunları da aralara sokuşturuyorum. Yine bugünkü aklım olsaydı, blogumu kesinlikle İngilizce açardım. Belki şimdi kadar geniş okuyucu kitlesine ulaşamazdım, belki daha fazlasına ulaşırdım. Her halükarda şimdi kazandığımdan en az 5 kat daha fazla kazanacağımı biliyorum. Üstelik global bir dil olan İngilizce’de insanlar içeriklerinizi gerçekten okur ve adam akıllı yorum yapar. (Şey, yani çoğu zaman adam akıllı yorum yaparlar.)

Hem İngilizce oluşturacağın blogun sayesinde yabancı dilini sürekli aktif tutabilir, yazı dilinde gelişebilirsin. Zaman zaman yeni kelimeler, zaman zaman ise yeni kurallar öğrenmen gerekecek. İngilizce’ni geliştirmek için bundan daha doğal bir yöntem olabilir mi?

5- Oyuna Katıl ve Blogla!

Fikir altyapını oluşturdun, bloguna bir isim buldun, altyapını seçtin, basit bir tema ve basit bir logo ile blogunu oluşturdun. Tamam, artık yola çıkmak için hazırsın. Hööörrs! diye mevzuya dalmak yerine bir “Merhaba Dünya!” Yazısı hazırla. Bu yazıya blogunu neden açtığını, neler paylaşacağını, hedeflerinin ve planlarının neler olduğunu yaz. Bundan 5 yıl sonra başladığın noktaya bakman ve sana hedeflerini hatırlatması için bu içeriği bir araç olarak kullan.

E tabii ki bir de blogunu güncel tutmayı unutma. İçerik dünyası eskiden olduğu gibi pasif bir dünya değil. İnsanlar her an online ve her an yeni içerikler görmek istiyor. En azından haftada 3 kere onlara içerik sunmaya çalış. Bu sırada SEO’nun ne olduğunu öğren. Sosyal medya hesaplarından içeriklerini paylaşarak insanların senin blogun olduğundan ve bir şeyler karaladığından haberdar et.

Yapabiliyorsan günde 1 blog yazısı yayınla. Böylece bir senenin sonunda en kötü ihtimalle 200 kadar içeriğin olur. 200 İçeriğini arama motorları üzerinden her gün onlarca kullanıcı ziyaret edebilir ve sana daha iyi bir şey ortaya çıkarma motivasyonu sunabilir.

Kişisel blog nasıl açılır sorusu için aklınızda yer edebilecek her şeyi yanıtladığımı düşünüyorum. Eksik bir şey mi var? Hemen aşağıdan bana bir yorum patlatarak aklına takılan sorunu cevaplamamı sağlayabilirsin.


Bu içerik ilk defa 26 Ocak 2014‘de yayınlanmış ve 18 Şubat 2018‘de güncellenmiştir.


5 Yorum “5 Adımda Harika Bir Kişisel Blog Nasıl Açılır?

  1. Mehmet Atıcı Yanıtla

    Bu konuyla alakalı slayt hazırlicam güzel anlatmışssın fakat biraz bilimselci yapmam lazım da sen 1.ağızla anlatmışssın yani çoğu sayfada öyle ama güzel 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Yeni yorumları ve yorumuma verilen cevapları e-postayla bana bildir.

Neredeyse 2 dakikadır buradasın 👏

Okudukların ilgini çekti mi?

E-posta bültenime katıl, ilgini çekecek daha çok içeriği seninle paylaşayım!