İngilizce Tercümesi Olmayan 7 Sözcük - Burak Göç
EğitimLüzumsuz Bilimler

İngilizce Tercümesi Olmayan 7 Sözcük

Size pamuk şekerin pamuktan yapılmayışı gerçeğinden bile daha sarsıcı öykümü anlatabilirim. Cem Yılmaz’ın geri vites kavramı yoksunluğu gibi benim de küçükken “yabancı dil” kavramım yoktu. TV’de izlediğimiz tüm filmlerin Türkçe dublajlı olmasından olsa gerek, benim için tek bir dil vardı ve tüm dünyadaki insanlar onu konuşuyordu. Derken bir gün o acı olay gerçekleşti. Babamı, alt tarafta bir şeylerin sürekli değiştiği bir filmi izlerken gördüm.

Önce oturup olayı kendimce çözmeye çalıştım. Filmdeki adamlar ve kadınlar nedense “benim anlamadığım bir şeyler” söylüyordu. Dalgadan denize açılmayan feribot gibi yarım saat ekrana aval aval bakınca babam bir şeylerin ters gittiğini anlamış olmalı ki, açıklama yapma gereği duydu. Yabancı dil kavramını o gün çok ilginç şekilde kazandım. Bu ilginçlik esasen yabancı diller ve edebiyata olan bakış açımı el kadar çocukken değiştirmiş oldu. O gün bugündür yabancı dillere (İngilizce ve Almanca) ve Türkçeye (edebi bakımdan) meraklı biri oldum.

Tıpkı yukarıdaki gibi bir başka şoku da lisedeyken “İngilizceye tercüme edilemeyen sözcükler” ile karşılaştığımda yaşamıştım. Şimdi, tabii bunların üzerimde artık bir şok etkisi yok. Yine de bu sözcükleri sizin de beğenip, üstüne kafa yormak isteyeceğinizi düşünüyorum.

01. Waldeinsamkeit (Almanca)

Ormanda tek başınaymış gibi olma anlamına geliyor. Kelime yalnızlık ve doğanın doğallığıyla bütünleşmeyi tanımlıyor.

02. Bakku-shan (Japonca)

Hani bazen bir kadını arkadan görüp, “Ulan ne güzel kadın yeaa” diye iç geçirirsiniz, sonra o kadını önden görünce tüm fikriniz değişir ya! Adamlar bu durumu anlatmak için kelime icat etmiştiler…

03. Utepils (Norveç)

Utepils, güneşli bir günde oturup biranın keyfini çıkarma eylemini tanımlamak için kullanılıyormuş. Bizde uzun bir cümleyle söylenen bu eylemin tek bir kelimeye dönüştürülmesi ne hoş öyle değil mi?

04. Fernweh (Almanca)

Alman Dili ve Edebiyatı okurken, Alman asıllı hocalarımızdan olsa gerek; almanların nasıl değişik insanlar olduğunu deneyimleme şansım olmuştu. Fernweh sözcüğü de bu durumun ispatı. Sözcük: Daha önce hiç gitmemiş olduğunuz bir yeri özlemek anlamına geliyor. Saçma mı? Sonuna kadar! Hissediyor muyuz? Kesinlikle evet…

05. Rire dans sa barbe (Fransızca)

Bu sözcük: Geçmişte yaşanan bir şeyi düşünürken bıyık altından gülümseme durumu olarak açıklanıyor. Karşınızda biri konuşurken aklınıza bir şey gelir de, anlatılan olaydan bağımsız kafanızın içindeki geçmişle ilgili bir şeye gülersiniz ya, evet! Adamlar bunu da deyim yapmışlar.

06. Komorebi (Japonca)

Komorebi daha çok, fotoğraflarda gördüğümüz bir ışıltıyı açıklamak için kullanılıyor. Ormandaki ağaçların arasından süzülen ışığı Japonlar, “Komorebi” diyerek açıklıyorlar.

07. Ilunga (Ciluba dili – Kongo)

Belki en manidarı bu. Birinin size karşı suistimalini ilkinde görmezden gelmek, ikincisinde hoş görmek ve fakat ücüncüye asla izin vermemek manasında kullanılıyormuş.

Bazı sözcüklerin İngilizce tercümesi olmayabilir fakat İngilizceye tercüme edilebilecek hala yüz binlerce sözcük var! Tüm bu sözcüklerin tercümesinde yardım alabileceğiniz ise Hedef Tercüme var.

Yorumun mu Vardı? Buradan Alayım;