Çavdar Tarlasında Çocuklar (J.D Salinger) Kitap Yorumu - Burak Göç


Çavdar Tarlasında Çocuklar Kitap Kapağı
Bak Bu Tutar!Okuduklarım

Çavdar Tarlasında Çocuklar – J.D Salinger

Sağınız solunuz ve 360 derecelik dış açılarınızın toplamı çevrenizde kitap böceği ahbaplarınız varsa Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı mutlaka önermişlerdir. Ben önermiyorum. Ne çavdarı, ne tarlayı ne de çocuğu… Kişisel algılamayın, genel olarak önermekten hoşlanmıyorum. Ben bunu yaptım diye sizin de yapacak haliniz yok. Ama olur da yaparsanız, bu işten kârlı çıkabilirsiniz.

Bazen patlayıp giden ama insanların neden sevdiğine mana veremediğiniz şeyler olur. Mesela bamya ve brokoli gibi… Bifteğin varolduğu şu dünyada bamya, brokoli ve taze fasulye kimimiz için lüzumsuz şeylerdir. Zaman zaman elbette bodur ağaçların da yenmesi icap eder ama vücudumuzun ihtiyacı falan olduğundan değil, güzel bir Urfa kebabın değerini sıkı sıkıya anlamamız için. Cumhuriyet Ormanı şeklindeki bodur ağaçlar, ıslanmış ama taze kalmayı başarmış fasulyeler, adı kuru kendi sulu fasulyeler ve bamya gibi fotokopi sebzelerin yenmesi hep bu yüzdendir.

Bu zevksiz tutum yemekler gibi bir dizinin, filmin ve tiyatronun da başını yakabilir. Hiçbir bok anlamadığınız bir film için kendini inşaatın 8. katından atmaya hazır insanlar görürsünüz. Çavdar Tarlasında Çocuklar da böyle bir şey.

Hiçbir boku beğenmeyip kendisinin hiçbir özelliği olmayan bir çocuğun, birkaç günlük hikayesi neden hala dünya çapında günde 600 kopya satar anlamıyorum. Böyle bir kitap/film için neden birilerinin 8. kattan aşağıya atlamaya hazır olduğunu hiç anlamış değilim. Kira ve geçim sıkıntısı canına tak etmiş, Holden Caulfield’lık nöbeti geçirerek intihar etme kararı almış olabilir. Ya da intihar etmek için hali hazırda bir bahane icat edememiş, Çavdar Tarlasında Çocuklar’ı okuduktan sonra, “Tamam lan! Tam aradığım şey buydu! Bunu okumaktansa kendimi bok çuvalı gibi 8. kattan aşağı atarım!” gibi salak ve renkli Türkçe bir düşünce tufanı yaşanmış olabilir. Bilemiyorum Altan… Bilemiyorum…

Çavdar Tarlasında Çocuklar Konusu

Çavdar Tarlasında Çocuklar, defalarca kez aile tarafından gönderildiği okullardan atılan Holden Caulfield’ın son okulu Pencey’den atılmasıyla başlıyor. Okuldan atıldığını bildiren mektupun Holden Caulfield’ın ailesine Çarşamba günü gönderilecek olması ve bu zaman aralığının Noel’e denk gelmesi, Holden Caulfield’ı birkaç gün boyunca bir yerlerde oyalanmak zorunda bırakır. Kitabın devamında Holden Caulfield’ın evinin etrafında birkaç gün geçirmesi, başından geçen çeşitli olaylar ve iç düşünce dünyası bizlere yansıtılıyor.

Aslında Holden Caulfield özel bir çocuk değil. Gayet sıradan ve bu sıradanlık belki onu sıra dışı kılıyor. Biraz fazla somurtkan ve hiçbir yeteneği yok. Belki tek yeteneğinin yeteneksizlik olduğu söylenebilir. Fakat Holden Caulfield’ın somurtma ve bir şeylere lanet okuma konusunda parmak ısırtan yeteneği var. Bolca lanet okuyup, çok önemliymiş gibi olayları anlatmaya başlaması ve birkaç saniye sonra olayları anlatmayı boş vermesi insanın üzerinde istemsizce bir “küfür etme” dürtüsü oluşturuyor. İşte öyle bir roman Çavdar Tarlasında Çocuklar, kiminin çok sevip kendini inşaatın 8. katından atmak istediği, kimininse övenleri aynı inşaatın 8. katından itmek istediği…

Çavdar Tarlasında Çocuklar Kitap Yorumu / Elleştirisi / Bencesi

Önce incilerden başlayalım. J.D Salinger’in 8. kattan aşağıya gözünüzü kırpmadan atlamalık Çavdar Tarlasında Çocuklar (!) eseri tüm dünyada milyonlarca kopya satmayı başarmış. Dünya çapında günlük 600 kadar kopyasının satıldığı rivayet ediliyor. Zaman zaman gerek siyasi, gerek mantıklı nedenlerden Çavdar Tarlasında Çocuklar yasaklanan bir kitap olmuş. Kitabın içinde yasaklanacak bir şey yok ama her gün 600 kopya satan kitabın “lüzumsuzluk” maddesinden yasaklanması yersiz olmayacaktır. Gereksiz bir kitaba boca edilen bu zaman, bence daha makul işler için kullanılabilir.

Çavdar Tarlasında Çocuklar’ın kelime sarfiyatı karnesi de kırıklarla dolu. Mesela “kofti” sözcüğü 35, “çılgın” sözcüğü 77, “lanet” sözcüğü tam 245 kez kullanılmışken “mutlu” sözcüğü sadece 2 kez kullanılmış. Şaşırtıcı değil. Bu kadar lanet eden birinin mutlu günleri görmesini beklemek ayıp olur. Adamın mizacında mutlu olmak yok demek ki… Sefaköy – Taştepe hattında hızlı ve öfkeli servis çeken minibüsçüler bile bu kadar lanet okumuyorlar.

Çavdar Tarlasında Çocuklar kitabının yorumlarından anladığım kadarıyla bir takım insanlar kitapta kendilerinden bir şey bulmayı başarıyorlar. Veya kitabı duygusal ve romantik anlarında okuyorlar ki, kitap kendilerine güzelmiş gibi geliyor. Bu kadar insanın kitabı beğenmesinin tek açıklamasının “imiş gibi gelme” hali olduğuna inanmak istiyorum. Bence başka manası olmaz, olabilemez ve olmamalıdır.

Eleştiri kısmında ne demem gerektiğinden emin değilim. Harika bir giriş ve harika bir final haricindeki her şey boktandı. Ortada hiçbir özelliği olmayan, hiçbir boku beğenmeyen, hiçbir şeyi başaramayan, başaramadığı gibi bir de eline yüzüne bulaştıran bir tip var: Holden Caulfield. Defalarca farklı okullardan atılarak akıllanmayan geri zekalı, bir okuldan daha atılıyor. Sonra bu olay büyük bir konu oluyor. Milyonlarca insan hiçbir şeyi başaramamış otu boku eleştirilen ama kendisinin dünyaya oksijen tüketmekten gayrı bir hayrı olmayan Holden Caulfield’ın hayranı oluyor. En önemlisi yemekteki çatal bıçağa bile saydıran ve nefret edilecek bir pürüz arayan Holden Caulfield’ın en az kendini eleştiriyor olmasına bitiyorum. Mevzu bundan ibaret.

Çavdar Tarlasında Çocuklar Kitabından Sözler / Alıntılar

“Bir kitabı okuyup bitirdiğiniz zaman, bunu yazan keşke çok yakın bir arkadaşım olsaydı da, canım her istediğinde onu telefonla arayıp konuşabilseydim diyorsanız, o kitap bence gerçekten iyidir.”

“Ona geri zekalı demenizden nefret ederdi. Zaten bütün geri zekalılar kendilerine geri zekalı denmesinden nefret ederler.”

“Bir kızı gerçekten beğenmiyorsanız onunla asla oynaşmamanız gerekir. Ama onu beğeniyorsanız, onun yüzünü de beğeniyorsunuz demektir. Eğer bir kızın yüzünü beğeniyorsanız öyle su püskürtmek filan rezil şeyler yapmaktan kaçınmanız gerekir.”

”İnsanlar hep yanlış şeyleri alkışlıyor.”

”Bir kız sizinle buluşmaya geldiğinde felaket güzelse, kimin umrunda; ha geç gelmiş, ha erken gelmiş, yani?”

”Bir şeyi çok iyi yapıyorsanız, bir süre sonra dikkatli olmazsanız gösteriş yapmaya başlıyorsunuz.”

”Bak, ne diyor: ‘Olgulaşmamış insanın özelliği, bir dava uğruna soylu bir biçimde ölmek istemesidir, olgun insanın özelliği ise bir dava uğruna gösterişsiz bir biçimde yaşamak istemesidir.

Etiket

Yorumun mu Vardı? Buradan Alayım;