Bir Gönlün “Game Over” Hikayesi - Burak Göç
Game Over Mario
Aşk- MeşkBak Bu Tutar!

Bir Gönlün “Game Over” Hikayesi

Kimi insanlar yaşlanmaktan korkar, kimileri ölümden. Kimi fakir kalmaktan korkar, kimi açlıktan. Bizi biz yapan şeyler korkularımızdır.  Cesaret aynası bir yana bırakıp dobra dobra konuşacak olursak, insanın limitlerini bence cesareti değil korkuları belirler. Korkularınızı bir kere yendiniz mi geride korkulacak bir şey kalmamıştır.

Tabiatı korkuyla yoğrulan her insan gibi benim de korkularım var. Tüm korkularımıza rağmen insan iyisiyle kötüsüyle kendini sarıp sarmalamalı. Sonuçta modern dünyanın modern köleleriyiz. Kendimize kendimizden başka birinin faydasının dokunacağını düşünmek şu zamanda beyhudedir.  Bizim bize hayrımız dokunmazsa kimsenin dokunmaz. Ben, en büyük korkuma “Sıfır Noktası” adını veriyorum.

Bu korkuyla galiba ilk defa, 90’lı yıllarda çocuklarının kahramanı olan Mario ile birlikte tanıştım. Dünyalar kadar yol gidip 3 canın bitti diye oyun bitince olay tüm sihrini yitirirdi bende. Ulan sen kalk onca bölüm git, ejderyanın ayağını kaydır. Sonra ufacık bi kaplumbağa gelsin ayağını kaydırsın! Atlanan onca seviye, kat edilen onca yol, zıplanan engellerin hepsi boşa gider. Prensesi kurtaramaz öyle mal gibi kalırsın. Prensesi geçtim, kendine de faydan dokunmaz.

Oyun bittiğinde arkadan baya hüzünlü bir 8-bitlik melodi ve ekranda görmekten nefret ettiğim o iki kelime yan yana gelir, Game Over… işte tüm bunların gerçek hayatta başımıza gelmesine ben “sıfır noktası” diyorum. Her şey yaşanmış bitmiş, elinde ufak bi melodi bir de ekranda “Game Over” kalmıştır hani.

Şu an içinde bulunduğum durum tam olarak sıfır noktası. Oysa tekrar bu noktaya dönmemek için 3 can hakkımı baya idareli kullanmıştım! Kim bilir, belki kullanamamışımdır? Sıfır noktasını tekrardan boyladığıma göre bence bu konu tartışmaya açık. En kötüsü de ne biliyor musunuz? Bu kez yeni bir oyun başlatacak gücüm de kalmadı, başka bir atari kasedim de.

Çok havalı bi söz edeyim mi? Son durağı aşka ulaşmamış her hikaye biraz pişmanlıktır. Bolca da korku. Elimde çok güzel bir hikaye var ama dönüp bakınca pişmanlık hissetmiyorum. Tıpkı yaşlı bir bilgenin dediği gibi;

“İmkansız hep gerçekleşene kadar imkansız görünmüştür.”

Ne var biliyor musunuz, ben o bilgiye sapına kadar inanıyorum arkadaşlar! Son adımınızı atın, son şansınızı kullanın ve son canınız bile olsa prensese ulaşmak için devam edin. Oldu mu? Mutlu son, olmadı mı? GAME OVER…

Merhaba Ben Burak! Türkiye'nin İstanbul eyaletinde yarı zamanlı Süpermen olarak çalışıyorum. Arta kalan zamanlarımda beyaz klavyeli şövalye olarak bloglar ve internet siteleriyle savaşıyorum. Ha, bir de kız vermeleri için üniversite mezunu olma çabam var. Daha fazlası için hakkımda sayfasına bakabilirsiniz.

Yorumun mu Vardı? Buradan Alayım;