Bir Bar Filozofu - Semih Çalışkan Kitap Yorumu - Burak Göç

Bak Bu Tutar!Okuduklarım

Bir Bar Filozofu – Semih Çalışkan

Size hiç Teoman hayranlığımdan bahsetmiş miydim? Nasıl ya… Hiç mi bahsetmedim? Güzel… Zaten hayranı falan değilim, ondan bahsetmemişimdir. Sadece, bir ses sanatçısı olarak Teoman’ın hayatını hep kendi hayatımın kesişim kümesinde bulmuşumdur. Tam olarak hayranlık sayılır mı bilmiyorum; ama tüm şarkılarını ezbere biliyorum (güncel albümleri hariç). “Bir Bar Filozofu” kavramıyla okuduğum bu kitaptan yıllar önce ilk defa bir Teoman şarkısında karşılaşmıştım: “Bir şey söylediki bence de doğru, bir bar filozofu: “Çok kadın hiç kadındır oğlum, yalnızlıktır sonu!”

İlk defa ergenliğimde dinlediğim bir şarkıda selamlaştığımız bu sözcük, beni üzerine derin derin düşünmeye sevk etmişti. Teoman’ın ince fikirliğine olan hayranlığım da bundan sonra başlamıştı. Semih Çalışkan’ın kitabı da adını Teoman’ın işbu şarkısından almış. Kitapta gördüğüm kadarıyla bu kavram için farklı birinin daha derin derin düşündüğünü bilmek, beni gereksiz bir mutluluğa ittirdi. Ne ittiriyorsun lan?

Peki, Bir Bar Filozofu kitabını nasıl edindim? Her zamanki gibi Mertcan Ermiş‘in hediye kitapları arasında geldi. Muhtemelen bu kitabın varlığından önceden haberdar olsaydım herhalde yine aynı şansı tanırdım. En azından fiyatını göz önüne alarak kura çekebilirdim. Bilemiyorum Altan, bilemiyorum…

Bir Bar Filozofu Kitap Yorumu

Bir Bar Filozofu, Sinan’ın başından geçen aşk(ımsı) hikayeyi değinirken, bolca seni ve beni anlatıyor. Zaten sonuçta kadınlar hep erkeklerin içinde sakladıkları derin yaralar değil midir? Öyledir bence. Ve fakat bazıları sadece derin yaralara neden olmakla kalamıyor. Söylediği yalanlar ve çevirdiği palavralar, gözünüzün içine baka baka güveninizi sirtakide kırılan tabaklara çeviriyor. En iyi ihtimalle bu yersiz şokun etkisi üstünüzden birkaç mevsimde atılıyor.

Bir de atılamayanlar var; Sinan, senin ve biraz benim gibi… Kafanızın en ücra noktasına yerleşip sizde “saplantı” haline gelebilen insanlar var. Tıpkı sigara gibi… Size zararı dokunduğunu biliyorsunuz ama öyle bir bağımlılık ki kestirip atamıyorsunuz. Hiç boşuna birbirimizi yemeyelim. İlkokul aşkınızla evlenmemişseniz muhakkak sizin için de öyle biri vardır; ve işte o zaman Bir Bar Filozofu okunmaya değerdir.

Bir Bar Filozofu’ndaki olay aslında bundan ibaret. Semih Çalışkan dramatik olayları okurun keyfini yerine getirmek için eğlenceli hoppala zıppala bir üslupla kaleme almış ki tadından yenmiyor. Pek kalın bir kitap sayılmaz yalnızca 300 sayfa. Olayların akıcılığı sayesinde kısa sürede bitirilip damakta uzun süren bir tad bırakabiliyor.

Bir Bar Filozofu birilerinin o veya bu şekilde ağzımıza sıçma potansiyelinin olduğu bir dünyada nefes aldığımızı, “Bugün Cuma enseyi kapa asodıhfaks” formunda bize anlatıyor. Kesinlikle okumaya değer bir kitaptı ve bu hediyeyi aldığım için oldukça mutlu oldum. (Teşekkürler Mertcan Ermiş)

Spoiler vermek istemiyorum ancak benim en çok takıldığım nokta kitabın sonu oldu. Henüz kitabın sonuna 5 – 10 sayfa varken örümcek hislerim finalin ne olacağı hakkında beni alttan alttan huylandırdı ve yanıltmadı. Böyle güzel bir kitabın sonuna böyle bir son, türk kahvesi içtikten sonra lahmacunla cila yapmak gibi olmuş ama olsun. Finali yüzünden önceki 300 sayfanın hatırını yemeyelim şimdi.

Bir Bar Filozofu Sözleri & Alıntılar

Okuyacağınız hikaye tamamen gerçektir, hiçbir hayal ürünü içermez. Ben ve çevremdeki insanların yaşadıklarından derlenen kitapta karakterin isimleri, özel hayatlarına saygı gerekçesiyle değil, sadece ne kadar karaktersiz oldukları yüzlerine vurulmasın diye değiştirilmiştir.


Biz hakikaten iyiydik ama o şerefsiz Şirinler’i bir kez bile göremedik.


Sen sadece biraz daha uzun sürsün diye içinden gelen bütün küfürleri sessize almak zorunda kaldın mı hiç kardeşim?


Ölmeden önce ölmeli bir aşık!


Adem Baba ve Havva Anamızın yaşadığını geçtim, bari 1 Erkek 1 Kadın’daki gibi bir aşk yaşasaydım.


Birinden ayrıldıktan sonra onu hala, hatta eskisinden de fazla sevmemizin tek bir nedeni var: Artık elimizin altında olmaması!


Annemden başka hiçbir kadın görmeden bu kadar sevemezdi değil mi?


My Blueberry Nights filminde de denildiği gibi “Bazen yolun karşısına geçmek için bütün dünyayı dolaşmak gerekiyor”du.


Yaşamda en çok mutluluk konusunda risk alıyoruz.


“Hayatımın altı üstüne gelir diye korkma! Nereden biliyorsun altının üstünden daha güzel olmadığını?”

Yorumun mu Vardı? Buradan Alayım;

Bölüyorum ama... 🙂

Neredeyse 2 dakikadır buradasın. Facebook sayfama bir Like atarak bana destek olabilirsin. Teşekkürler! 👏👇