Beyaz Zambaklar Ülkesinde Kitap Yorumu - Burak Göç


Beyaz zambaklar ülkesinde kitabı
Bak Bu Tutar!Okuduklarım

Okudum; Beyaz Zambaklar Ülkesinde – Grigory Petrov

Bir öncekinin suretinin sureti olacak yeni yılı paçasından yakalamışız. Asgari ücret açıklanmış. Kaç simit alarak yaşayabileceğimizin hesabı çarşıya pazara düşmüş. Hayat sahnesinin bu anında ya dini kitaplara sığınmalısınız ya da Beyaz Zambaklar Ülkesinde’ye.

Sahi neresi bu beyaz zambakların ülkesi?

Atatürk neden “Okuyun bunu evladım!” demiş?

Babam reklamlardaki gibi güzel pasta yapmayı neden hala bilmiyor?…

Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı Grigory Petrov tarafından kaleme alınmış ve Cumhuriyet döneminde Türkçeye ayak basmış. Kitabın tamamı Grigory Petrov’un Finlandiya’ya yapmış olduğu seyahatleri sırasında edinilen hikayelerden oluşuyor. Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı bir seyahatname değil, kuru fasülye ve pilava bağlayan bir siyaset kitabı hiç değil.

Petrov bu kitabında Önce İsveç’in boyunduruğu altında kalan sonra Rusya’nın himayesine giren Suomi’nin, yani Finlandiya’nın kalkınma hikayesini anlatıyor. 18. YY’da Finlandiya’da yaşanan gelişim ve değişimlere değiniliyor. Bunların büyük bir kısmı dönemin öncü başkanı Johan Vilhelm Snellman’ın hikayelerinden oluşuyor. Geri kalanıysa insanın içine avuç avuç umut toğumu serpen bir avuç vatansever Fin’in hikayesi üzerinden devam ediyor.

Normal veya anormal şartlarda kalkınma, kaldırma, gerdirme ve indirme gibi sözcükleri sevmiyorum. Ne zaman bir kitap yorumunda veya tanıtımında böyle zırvaları görsem kitabın buram buram siyaset kokusu süzülüyor burnuma. Oysa Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabı, siyasetin dışında bir ülkenin el birliğiyle nasıl ayağa dikilebileceğini anlatıyor. İnanır mısınız kitapta bahsedilen olaylar bundan yıllar yıllar önce yaşanmış olmasına rağmen bugünün Türkiye’sini özetliyor. Rüşveti, aman bana dokunmayan yılan 1001 yıl yaşasıncılılğı, en önemlisi hiç kimsenin elini altına koymadığı taşları anlatıyor bize Petrov.

Biliyorum. Bize deniz aşrı uzaklıktaki memleketlerin kalkınma hikayesini dinlemenin katkısı olmayacağını düşünüyorsun. Bense diyorum ki; bir insanın hayatında çiğ köfte nasıl bir lezzet ise Beyaz Zambaklar Ülkesinde kitabını okumak o oranda lezzettir. Çiğ köfteyi çoğu zaman karnınız doysun diye yemezsiniz bile ama esrarengiz şekilde karnınızı doyurur. Beyaz Zambaklar Ülkesinde çiğ köfte gibi ruhunuzu ve zihininizi doyuruyor. Emmeean nasıl olsa yapılacak bir şey yok yeğaa’ları bir kenara atıp ülkemiz için nasıl faydalı işler yapabileceğimiz hakkında bir ışık yakıyor.

Kendisi pek uzun değil. Epi topu 110 sayfa bir nefeste bitireceğiniz ama etkisini hayatınız üzerinde uzun süre hissedeceğiniz bir kitap. Manalı ve sürükleyici bir önsözle başlayan kitap, sonsöz kıvamında hikayeyle sona eriyor. Okuyun, okutun ve Atatürk gibi akıllı bir adamın bizlere vermiş olduğu bu nasihatı tutun. Bir de zambakları sevin, ben sevemedim.

Beyaz Zambaklar Ülkesinde Alıntılar

Twitter’da prim yapmayı seviyor, Instagram’da kitap fotoğraflarını atmadan duramıyorsanız tam yerindesiniz. Beyaz Zambaklar Ülkesinde Alıntılar açısından zengin bir kitap. Ve fakat kısa bir kitap oluşu çıkarabileceğiniz alıntıların da sayısını düşürüyor. Ben pek üstüne durmadım fakat şu iki alıntıyı mutlaka beğeneceksindir;

Her millet iktidar mekanizmasının başına ya kudretli ya da önemsiz kişileri geçirir. Bunlardan birinin işbaşına gelmesi milletin ahlaki seviyesi ve yaşantısına bağlıdır.Millette toplanmış iyi bir şey var mı yok mu? Ya da toplanıyor mu? Milletin aklı, milletin iradesi, milletin vicdanı yükselme gösteriyor mu, yoksa yozlaşıp zehirleniyor mu? Bayağı ve sefil bir hayat içinde yok olup gidiyor mu?

Aydın olmak demek, modaya uygun elbise, şapka giymek ve kolalı gömlek giyinmek demek değildir. Aydın kesim, halkın beyni konumundadır. Halkımız sizi iyi bir eğitim aldıktan sonra yüksel bir gelir elde edesiniz, geceleri eğlenesiniz diye sizi o konuma getirmemiştir. Böyle olanlar gerçek aydın olamazlar. Onlar yozlaşmıştır.

Yorumun mu Vardı? Buradan Alayım;