3 Bin 650 Gün Rötarlı Aşk - Burak Göç
Bak Bu Tutar!Denememeler

3 Bin 650 Gün Rötarlı Aşk

Aşık olmak ve diş ağrısı arasında ciddi bir bağ var. İkisi de ay sonunda ekstradan çıkan masraflar gibi hesapsız kitapsız hayatınıza bağdaş kurarlar. Bunlar tamamen öylesiyle gelişen olaylardır. Durduğunuz yerde, “Ulan ya! Şu, en arkadan üçüncü dişim ağrısa ne hoş olurdu!” diyemeyeceğiniz gibi, “Şu koca göğüslü, sarışın, dişlek, mavi gözlü kadına aşık olsam ne hoş olurdu!” da diyemezsiniz. İkisi de öylesiye gelişmek zorundadır.

Eğer bunun aksi söz konusu olsaydı, herkes dünyanın en güzel kadınları veya erkeklerine abayı yakmış vaziyette ortalıkta dolanır dururdu. Tabii diş ağrısından zevk alan psikolojik manyaklar olmamız halinde dişçiler ayaklanabilir, Diş ve Dolgu Örgütü kurup, kendi çaplarında büyük bir isyanı körükleyebilirlerdi. Senatonun önüne hepsi beyaz önlükleriyle dikilir, Diş ve Dolgu Örgütü Başkanı konuşmasını yapardı:

Bu nasıl manyaklık kardeşim! Biz boşuna mı okuduk onca yıl? İnsan durduk yere dişim ağrısın diye kedini gazlar mı lan? Bak, yarından itibaren herkes en yakınındaki diş doktoruna gidip randevu alacak, yoksa yakarız şerefisizim kendimizi! Getirin lan 98 oktan kurşunsuz benzini!

Anlayacağınız, aşık olmak ve diş ağrısı öylesiye gelişen olaylar olup, birbiriyle yakın akrabadır. Aşık olmak ve diş ağrısı gibi beşbenzemez durumlar öylesiye gelişirken, aşık kalmayı veya diş ağrısını çekmeyi belirleyenler tercihlerimizdir. Dişiniz mi ağrıyor? Artistlik yapmazsınız. Gidersiniz dişçiye paşa paşa muayenenizi olur, hayatınıza kaldığınız yerden devam edersiniz. Aşık oldunuz ama olmuyor mu? Unutmayı seçer, hayatınıza yine kaldığınız yerden devam edersiniz, tabii edebilirseniz.

Dişiniz ağrıdığında anestezi alma şansınız varken, aşık olduğunuzda anestezi şansınızın olmaması saçmalıktır. İnsan diş ağrısıyla çalışabilir ama aşık acısıyla çalışmak pek kolay olmayabilir. Oysa börtünün böceğe karıştığı, karnınızda hummalı sondaj çalışmalarının vuku bulduğu bu dönemde lazımdır anestezi en çok size. Diş ağrısı çekerken aynı gündüze aynı neşeyle uyanabilirsiniz, ama aşıkken, gündüzlerin gözünüze enerji tasarruflu ampul gibi görüneceğine eminim.

1993 yapımı çok güzel bir film izlemiştim. Adı, A Bronx Tale. Burada mafyatik işlerle mesaisini geçiren Sonny ağbinin ettiği o havalı ve manalı sözleri hiçbir zaman unutamıyorum:


“Kalbinin sana söylediklerini yapmak zorundasın. Bak sana bir şey söyleyeyim mi? Tüm yaşamın boyunca sadece 3 tane muhteşem kadın hayatına girebilir. Bu kadınlar büyük dövüşçüler gibi hayatına 10 yılda bir girerler. Bu kızı görüyor musun? Belki bu ilkidir ve yelkenlerini suya salmanın vakti gelmiştir. Bu kız hayatının ilk muhteşem kadını olabilir ve sonraki 10 yılları beklemek zorunda kalmayabilirsin!”


Bu konuda bilimin tavrı da mafyatik Sonny ağbiden pek farklı değil. İngiltere’de yapılan bilimsel bir araştırmaya göre, bir günde aşık olma şansımızın 562’de 1 olduğu söyleniyor. Bana öyle geliyor ki, o veya bu sebepten ötürü ilk birkaç denemem başarısızlıkla sonuçlandı. Dolayısıyla bir sonrakini bulmam için önümde 10 yıl, yani 3 bin 650 günlük rötarlı bir aşk söz konusu.

Ha bu arada:

En “güzel” pişmanlığın olduğumu bilmek, çok acıtıyor olmalı…

Yorumun mu Vardı? Buradan Alayım;