Çıkarım Yapma Sanatı Nedir? Gerçek midir? (The Art Of Deduction)


Aslında böyle bir yazıyı sürekli yazmak istemiştim fakat vaktim olmadığı için bir türlü fırsat yakalayamamıştım. Geçen internette insanların çıkarım bilimi veya sanatı hakkında neler yazdıklarına şöyle kısaca bir göz gezdirmek istedim. Edindiğim sonuç şudur ki; çıkarım sanatı hakkında yazılanların %90’ı ya olayı hiç anlamayan ya tam olarak olayı hala kavrayamamış olan insanlar tarafından yazılmış. Bende bunun üzerine gerçek anlamda geniş ve bir o kadar da aydınlatıcı bir makale yazarak, bu arkadaşlara da belki yazılarını geliştirebilecek bazı fikirler verebileceğimi, aynı zamanda gerçekten bu sanatı merak edenlerin de değerlendirerek tam olarak detaylarını kavrayabileceği bir makale olsun istedim.
Öncelikle olayın biraz felsefi bir boyutu var çıkarım yapma sanatı iki farklı mekanizmanın sonucunda meydana geliyor. Ayrıca bu yazımda yeni okumuş olduğum Sherlock gibi düşünmek kitabının da büyük faydalarının olduğunu belirtmek gerekiyor. Vaktiniz varsa olayı tamamen kapmak için mutlaka okuyacağınız kitaplar listesinde olsun.

1) Çıkarım sanatı nereden geliyor?

Çıkarım Yapma Sanatı

Bildiğiniz gibi ben de koyu Sherlock Holmes hayranlarından birisiyim. Elbette olayın köküne inecek olursak çıkarım yapma sanatı da tam olarak bu karakterimiz ile doğmuş olan bir sistemdir. Fakat aslında bizler farkında olmadan bu sistemi günlük yaşantımız içerisinde zaten kullanıyoruz. Sadece bunu kullandığımızın farkında değiliz, ya da hayali karakterimiz Sherlock‘un yaptığı gibi detaya inerek yapmıyoruz. Hemen örnek bir olay ile açıklayacak olursak eğer;
Sabah hoşlandığın kızın yüzüne baktığında göz altlarının şiş olduğunu ve aynı zamanda her zamanki makyajı yerine daha düşük bir makyaj yaptığını görüyorsunuz. Çoğu zaman bu manzaranın karşısında kaldığımızda sadece bir şeylerin yanlış gittiğini çıkarımlayabiliriz. Bunu somut verilere bağlamaya çalıştığımız zaman ise tam olarak çıkarım yapma biliminin nimetlerinden faydalanmaya başlayabiliriz. Önemli olan yapılan çıkarımların doğru olması değil, tutarlı olmasıdır. Şimdi tekrar bu manzaradan hareketle bir şeyler çıkarımlayalım.
1- Gözlerinin altındaki şişlik ve çökkünlüğe bakılacak olursa dün akşam iyi uyumamış ve hayatında bir şeyler ters gidiyor.
2- Bugün iyi gününde değil, her zamankinden daha farklı bir ses tonunu tercih ederek konuşuyor.
3- Yeteri kadar uyumadığı için olmuş olsa gerek ki, makyajını da yapmamış.
 Evet, belki dedektif değiliz ve belki de çıkarım bilimiyle profesyonel manada uzaktan yakından alakamız yok fakat şöyle bir gerçek var ki çıkarımlarımız günlük hayatımızda fazlasıyla yer alıyor. Hatta bunu günlük hayatımızda gayet pratik şekilde uyguluyoruz. Karşınızdaki kişilerin söylediğiniz şeylere vereceği tepkiyi göz kaslarının hareketine göre daha bir şey söylemeden anladığınızı yaşadığınız herhangi bir anınıza dönün. Sonuç olarak bu da bir çıkarımdır. Yani aslında her birimiz bu çıkarım ve gözlemleme olayından faydalanıyoruz. Tabi bunun sınırını belirlemek tamamen sizin ellerinizde olan bir konu.

2) Çıkarım sanatının ana mekanizması; Tümden gelim ve Tüme varım

tüme-varim-yontemi

Çıkarım sanatı veya kestirim bilimi adına her ne dersek diyelim, bu alanda yazılmış olan yazıların hiçbirisinde bu iki kavram ile karşı karşıya gelememiş olmak gerçekten benim için en büyük hayal kırıklığıydı. Düşünsenize bir sistem ve bir mekanizmanın tanıtımını yapıyorsunuz ancak bunun tam olarak ney ile bağlı veya alakalı olduğunu açıklayamıyorsunuz. Bu tıpkı bir araba üretip, gaza bastığında gittiğini söyleyip debriyajdan hiç bahsetmemek gibi bir şey.
O zaman şunu söyleyebiliriz ki bu olaya baya Fransız kalmışsınız. Konumuza geri dönecek olursak eğer tümden gelim ve tüme varım teknikleri bugün hala felsefe derslerinde teorik olarak öğretilen derslerin arasında yer almaktadır. Bir çıkarım yaptığınızda iki farklı kavramdan faydalanmanız gerekir. Bunlardan biri tümden gelim diğeri de tüme varımdır. Biraz önceki örneği iki farklı kavram üzerinde beraber inceleyecek olursak eğer;
Aşama 1;
1- Göz altında belirgin şişlikler
2- Her zamankinden daha az makyaj
3- Özensiz düzleştirilmiş saçlar
3- Her zamanki sürülen parlatıcının sürülmemesi
 
Tüme varım aşaması 2;
1- Akşam yeteri kadar iyi uyku uyunmamış
2- Belli ki ortada bir sıkıntı var
3- Sabah kalktığında sıkıntısı hala geçmemiş ki saçlarını yeteri kadar özenli yapamamış
Yukarıda ki açıklamaya çalışmış olduğum örnekten de anlayabiliriz ki eğer gerçekten bir çıkarımda bulunmak istiyorsak küçük parçalardan mantık yürüterek büyük parçalara ulaşmamız gerekir. Eğer küçük parçaları göremiyorsak ve bu parçalar üzerinden mantık yürütemiyorsak, o halde bu sanatın icrası epey bir zordur vesselam.

3) Çıkarım Yapma sanatının genel kültür ile alakası

gözlüklü-şirin

Şimdi biraz önce yukarıda ki verdiğimiz örnek çıkarımı bir düşünün. Acaba neresinde genel kültür vardı? Ya da neresinde kültür parçacığı vardı? Sorunun cevabı gayet basit. Hepsi mantık yürütmeye ve küçük parçadan büyüğe hareket etmeli bir denklem üzerine kuruluydu.
İnternet üzerinde yer alan birçok yazıda okuyucu yanıltan en önemli dayanak noktası iyi bir genel kültür bilgisinin çıkarım sanatı için gerekli olduğunun söylenmesiydi. İyi bir çıkarım da bulunmak için iyi bir genel kültüre sahip olmanız gerekmiyor. İyi bir çıkarım yapmak için iyi bir gözlemci ve bunun yanı sıra iyi bir tüme varımcı olmanız gerekiyor. Eğer gözlem yeteneğiniz olduğundan düşükse istediğiniz kadar uğraşın yine de tüme varım işinde başarılı olamayacaksınızdır.

Sherlock karakterinin bir vaka sırasında güneş sisteminden haberdar olmadığına dair bir diyalog geçer. Bu diyaloğu Cumberbatch’in canlandırdığı Sherlock dizisinde de görebiliyoruz. Demek ki gerçekten genel kültür bu işin TAM ana noktası değil.

sherlock-holmes

Çıkarım sanatını Sherlock Holmes gibi uygulayabilmek mümkün mü?

sherlock-holmes2

Bu konuya sanırım net ve büyük harfler ile bir cevap verilmesi gerekiyor; KESİNLİKLE HAYIR. Mevzu bahis olan bir hayali karakterdir. Evet, yapılmış olan çıkarımların kesinlikle mantıklı olduğunu düşünebilirsiniz, fakat yine de bu şekilde ileri bir çıkarım yapmak gerçekten yıllarca çalışmak isteyen bir iş haline dönüşür ki bunu başarsanız da zaten büyük ihtimalle ömrünüzün büyük bir bölümü bitmiş olur.
 Yani kendinizi tamamen bunun için odaklamaktan vazgeçin. (Tabii, eğer öyle bir niyetiniz varsa :D) Yazılan karakter üzerine düşünüldüğü ve bolca flashback’ler yapılabildiği için çıkarımların bu kadar kusursuz göründüğünü söyleyebiliriz. Ki, Irene Adler ve Arsen Lüpen gibi birçok karakter de Sherlock’la zamanı geldiğinde boy ölçüşmüş ve kısmen galip gelmeyi başarmıştır. Yani, Sherlock Holmes de hatasız değildir. Şunu düşünün, Sherlock Holmes her 5 davasının 3’ünde yanlış çıkarımlar yapmış olsaydı onu yine bu kadar sever miydik? Sevmezdik.
Burada dikkatinizi çekmek istediğim konu ise kesinlikle kusursuz göründüğü tamlamasıdır. Uzun yıllar boyunca bu karakterin kitaplarını okuyan, dizilerini (Eski yapım dizileri mevcuttur. Jeremy Brett versiyonuna dalabilirsiniz, etkileyicidir.) izleyen birisi olarak, yapımların içerisinde sayısız mantık hatasının var olduğunu söylemek isterim.
Bunların aslında hepsini bir zamanlar not tutmuştum, fakat o zamanlar ileride aklıma hiç kişisel blog açacağım gelmemişti, eğer gelmiş olsaydı bunları da yayınlamaktan zevk duyardım. Bizim görmemiz istenen tamamen kusursuz bir senaryo ve kusursuz bir karakterdir. Fakat buna rağmen Sherlock Holmes’ün dahi yanlış yaptığı çıkarımlar mevcuttur.
Aklıma gelen sahnelerden bir örnek daha vermek gerekirse eğer Robert’ın canlandırdığı serinin ilk filmi 2009 yılından bir sahnedir;
Sherlock Holmes, Dr. Watson’un müstakbel eşi ile tanışma yemeği yerken bu kadın hakkında çıkarım yapmak için gözleme başlar. Sherlock’un çıkarımları yanlış çıkınca Dr.Watson’ın müstakbel eşinden okkalı bir tokat yer. Buradan da çıkartabileceğiniz gibi kusursuz çıkarım yapmak gerçekten her zaman mümkün değildir.
Umarım bu sanat hakkında yeterince açıklayıcı bilgiler sunabilmişimdir, siz de yorumlarınız ile yazıyı geliştirmemize yardımcı olabilirsiniz? 🙂

Bu yazı ilk defa 14 Mart 2015 tarihinde Kaleme Alınmış 30 Aralık 2015 Tarihinde Güncellenmiştir.

Burak Göç

Merhaba Ben Burak! Türkiye'nin İstanbul eyaletinde yarı zamanlı Süpermen olarak çalışıyorum. Arta kalan zamanlarımda ise asıl mesleğim olan metin yazarlığı üzerine eğiliyor ve kız vermeleri için üniversite mezunu olmaya çalışıyorum. Daha fazlası için hakkımda sayfasına bakabilirsiniz.

16 Yorum

  1. boş konuşuyorsun her konu hakkında bişiler söylemek zorunda değilsin bildiğin birşeyler varsa onlara yönelmen faydana olabilir

    • Abi bana ayda 10 kişi teşekkür ediyorsa 100 kişi küfür ediyor, ben sizce sen gibi sik beyinlileri kaile almış olsaydım bu halde olur muydum? Ayrıca bizde bilimin borusu öter beyinsiz arkadaşım yorum yaptığında IP adresinin sistemime kayıt edildiğinin farkındasın değil mi? Yarın savcılığa yapacağım bir suç duyurusundan sonra acaba aynı tutumunu devam ettirebilir misin?

  2. Son paragrafınızı okuyana kadar yazıyı çok beğenmiştim. O kısmı KESİNLİKLE EVET* olarak düzeltirseniz çok sevinirim. Jeremy Brett versiyondaki mantık hataları ve yeni nesil TV – Sinema versiyonlardaki sinemaskop hileleri “Çıkarım Yapma Bilimi” başlığı altında değerlendirmeyin (özellikle 2009’daki o filmde yaptığı hata çok aptalcaydı, hiç bir kanıtı yoktu, kitaplarındaki karakterle kesinlikle aynı kişi değil). Zaten izleyiciyi eğlendirmek amaçlı olup bunun dışında bir iddiası olmayan bu ayrıntıları saymazsak teorik olarak Sherlock Holmes’un sahip olduğu gözlem ve çıkarım yeteneklerine sahip olmak mümkün.

    • Sizin de söylemiş olduğunuz gibi, Sherlock Holmes’ün ki kadar gelişmiş bir çıkarım yeteneğine sahip olmak yalnızca TEORİK olarak mümkündür. Gerçeklikte mümkün olması çok düşük bir ihtimal.

      • Teoriler gerceklerin olma ihtimalidir ki bu konu hakkinda gözlem bir deney veya olgu olmadigina göre böyle bir teorinin olumlu yada olumsuz olma ihtimalinden başka seçenek olmadığı gibi bu ihtimallerinde olasılığı aynıdır.

        • Merhaba yazıyı bir gözden geçirdim ve önce kendi yorumumu belirtmek isterim; bence belirli bir aydınlanma safhasını geçtikten sonra bu türden yetenekleri geliştirmek ve ustalaşmak mümkündür, aslında bir çeşit insan sarraflığı olarak görüyorum kısacası neden olmasın ? (Çıkarımlar dışarıdan hem kolay hem inanılmaz görünür yerine göre öykülerde, çünkü hepimiz insanız ve açıkça söyleyeyim nöral aktivitelerimizi hep vasata odaklamış olarak yaşıyoruz hatta belkide hiç zorlamadan yaşayıp göçeceğiz bu diyardan. Bazen merak ediyorum tarihteki bazı insanlar gibi insan zekasını zorlamanın sırrı genetik midir? Yoksa sonsuz çaba ve ısrarlı çalışmalarımızın bir yan etkisi midir bu bizi yine bizden farklı kılan !”insan üstü” yetenekler..)

          • Selam, yazıyı kısa süre içinde revize edeceğim inşallah 🙂 Ben de zaten yeteneğin geliştirilmesi veya ustalaşılması konusunda gerekli başarının elde edilemeyeceğini savunmadım. Ben, bunu dizi ve kitaplardaki kadar üst seviye kullanımının mümkün olmadığını söyledim 🙂

  3. mantık hatası değil o söylediğiniz.. tam aksine mantıkla yola cıkarak duyguları saptayamama..yani kocasını terketteğini değilde onun öldüğünü düşünse duygusal savranmış olurdu..

    Dipnot: okkalı tokat yemedi , içtiğini içeçeği yüzüne attı..

  4. acaba neden hepiniz bbc de yayınlanan sherlock dizisine bağlı kalıp gerçek sherlock holmes (gerçekten kastım kitaptakidir) le ilgisi olmayan bazı vasıfları gerçeğine yüklüyorsunuz lütfen ama lütfen biriniz bana desin ki dizideki sadece tekdüze yaşayan insanların heyecan duygularını coşturmak ve bir gn bn de öle olmalııım dedirtebilmek için yapılmış bir dizidir. şimdi söylediklerimle aklınızdaki sherlock holmesi sileceğime eminim
    1. sherlock holmes kulaklı avcı şapkası giymez sadece gloria scott vakasında seyahat şapkası taktığı söylenir
    2.sherlock holmes asla çok basit sevgili watson çok basit cümlesini kullanmaz bu cümle başka bir polisiye yazarına aittir orada da watson vardır ama sherlock adında biri yoktur
    3. sherlock holmes filmlerinin aksine çok çirkin bir adamdır kızılı dosyada kartal suratlı kara kuru sıska birisi olarak anlatılır
    4. EN ÖNEMLİSİ sherlock holmes çok ciddi bir adamdı YALAAAAAAN
    sherlock holmes hikayelerde toplam 103 gülümseme 65 gülme 31 kıkırdama 7 sevinç 7 göz kırpıştırma 19 diğer mutlu olma belirtilerini göstermiştir kısaca joker gibi çılgın ve zeki sizin hayatınız yalan oldu şuan sherlock holmesun dizideki ile uzaktan yakından bir alaksı yok siz en iyisi dizi dekini izleyerek küçük bir kız çocuğu gibi bir gün bende öyle olmalıyım diyin biliyorum yavaş yavaş aklınızdaki sherlock siliniyor öyle bir hale geleceksiniz ki tiksindireceğim sizi bir daha sherlock diyemeyeceksiniz dizi ve filim tam bir fiyasko sadece ne yapmamanız gerektiğini anlatır size diziye ve filime bağlı kalmayın duyarlı olun dizideki sherlock holmes değil sadece başkalarının hayal gücü ile oluşmuş bir karakter o

    not:daha fazlası var emin olabilirsiniz
    not2 : ben çok fazla çıkarım yapma bloğu gördüm en iğrenci bu idi http://cikarim.blogspot.com.tr/ hepsi alıntı neredeyse ama senin ki gerçekten diğerlerinden daha az kötü çok güzel değil ama fena da değil en azından gerçeğe bağlısın teke eksiğin gerçeği gibi olamazsın demen gerçeği var yaşamış bir insan g bu kitaplar josph belden esinlenip o zamanın polisiyesi olan dupinden özenilip ozamanın en gelişmiş dedektifi vidocq tan esinlenilmiştir yani kitap bir kaç kişi (çoğunlukla josph bell) derlemesidir KESİNLİKLE ONUN GİBİ OLUNUR o h ayali değildir sadece ismifarklıdır

    • Açıkçası bu kadar büyük bir yorum almak beni sevindirdi. Fakat gerçekten bunları benim yazımı okuyarak mı yazdınız bilemiyorum. Çünkü yazdıklarınızın büyük bir kısmı mantıklı olmasına karşın benim yazım ile uyuşmayan cümleler. Yazının başlığı Sherlock Holmes kimdir değil. Ben daha spesifik bir şey olan çıkarım yapmaya odaklı bir yazı yazdım. SH ile açıklamam gerekiyordu bu yüzden ben de öyle yaptım. Dizi veya kitap karakteri oluşu hakkında tepki alacak bir şey yazdığımı hatırlamıyorum. Bloguma biraz göz atmış olsaydınız zaten tüm SH kitaplarını okuduğumdan da pek ala haberdar olabilirdiniz. Daha önceki yorumlardan birinde de aynı şekilde “gerçekte bu olamaz” dediğim için eleştirilmiştim. Eleştirilere açığım ve ben bunu tamamen savunuyorum, gerçekte bunun pratik hayatta uygulanması kesinlikle imkansızdır. Bu benim kendi düşüncem, sizin aksini savunmanız beni mutlu eder. Fakat bunu bana kanıtlamalısınız ki ben orayı değiştireyim. Biz gündelik çıkarımlardan değil, çok üst seviyedeki çıkarımların imkansızlığından bahsettik. Gerçek bir şahsiyet olmadığı konusunda da geçmişte yaptığım araştırmaların sonucunda ulaşmıştım. Dolu dolu yorumunuz için çok teşekkürler!

      • siz gerçekten eleştirilere açık olan tartışmayı bilen çok medeni bir insansınız fakat amaç kesinlikle sherlock holmes olmak değil sizin dediğiniz gibi amaç çıkarım yapma biliminde ustalaşmak bende zaten bu yazıyı yanlış yere yazdım uzun zamandır etrefımdaki sherlocked lara olan öfkemi kustum . peki bu işi sherlock holmes kadar iyi yapamaz mıyız .yaparız önceki yazımda tam net yazamamışım .sherlock holmes arthur conan doyle tarafından joseph bellin değişik bir versiyonudur .sherlock holmesin yaptığı çıkarımlar genelde joseph bellin hayatından alınmıştır.bunu yanında arthur conana doyle o zamanın en ünü dedektifi (hayali olamasına karşın gerçek olan fransız dedektif vidcoqtan esinlenilmiştir) dupinden etkilenerek ve joseph bellin bu konuda da usta olduğunu fark ederek bu kitapları yazmıştır . ama siz daha iyi bilirsiniz 🙂

  5. Çıkarım yapma bilimi/sanatı Sherlock Holmes ile birlikte ortaya çıkmamıştır tam olarak. Sir Arthur Conan Doyle’un okumakta olduğu üniversitede Joseph Bell((?) isimli profesör neredeyse Sherlock kadar iyi çıkarımlar yapmaktaydı. Sherlock karakterinin ilham kaynağı da (hem fiziki hem yetenekler bakımından) Joseph Bell’dir. Ayrıca; yazınız kötü değil ancak eksikleri var ve ne kadar iddialı bir giriş olsa da yazınızdan çok dağa iyilerini gördüm.

    • Ampulü ilk kim icat etti biliyor musunuz? Hayır, sandığınız kişi değil. Aslında ampulün ilk mucidi Edison değildi. Wikipedi’den de bakarsanız görebilirsiniz. Fakat ampulün ilk icat edilmiş hali kullanıma hiç yatkın değildi. Daha sonralarında ampul üzerinde çalışan Edison gerçekten kullanılabilir haline getirdi. Bugün ise sokakta birçok kişi ampulün mucidini Edison sanıyor. İlginç değil mi? Sizin söylediğiniz de bununla aynı şey. Ayrıca bahsettiğiniz konu hakkında birinci ağızdan kaynak yoktur. Onları ben de biliyorum fakat onlar birinci kişili kaynaklar değil. “Sir Arthur Conan Doyle böyle demiştir.” diyorlar. Çok daha iyi kaynakları bulduysanız ne mutlu size ve bana ben bu yazıyı 2 sene önce yarım saat içerisinde yazdım.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir